9/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2025 15:52
Herkesin ağlayarak okuduğunu dile getirdiği #OrhanKemal ‘den #ElKızı kitabını ben de zaman zaman gözyaşlarımı tutamayarak okudum. “Toplumsal anlamda bireyin tüm hallerini ustalıkla ele alan Orhan Kemal, yalnızca sokaklarda ekmek kavgası veren insanları değil, evlerin içinde sürüp giden çekişmeleri de en iyi anlatan yazarlardan biridir.” Bu kitap tek bir cümle ile özetlenecek olsaydı, ‘bir hiç uğruna, göz göre göre darmadağın olan bir yuva’ olurdu bence. Kitap, bir savcı ve doktor Haldun’un, çok kuvvetli bir fırtınanın olduğu akşam, kıyıya vuran kadın cesedini incelemeye gitmeleri ile başlıyor. Hayatın silsilesini çekmiş bir kadın, bazı talihsizlik ve tesadüfler.. Bir dilenci olan orta yaşlı bu kadının parmağında herkesin kafasını karıştıran pırlanta bir yüzük, yüzüğün içinde ise isimler, karanlanmış olsa da anlaşılan Mazhar, Nazan ve Haldun. Evet evet, o Haldun doktor Haldun, ölen dikenci kadında yıllar önce ayrı kaldığı sonraları öldüğü haberi aldığı annesi. Peki ama niçin sağken karşısına çıkmadı? Çünkü Nazan’ın başına gelmeyen kalmadı! Çekmediği çile, yemediği dayak, uğramadığı iftira, hepsinden kötüsü de evlat hasreti. Burdan sonrası spoiler içeriyor!!! Evet dediğim gibi kitap sonuyla başlıyor ve sonra yüzüğün hikayesi ile dönüyoruz geçmişe ve ona kadar yaşanılanlara. Mazhar başarılı hali vakti yerinde bir avukat. Tee öğrencilik zamanı kaldığı Süleymaniye de komşu kızı Nazan’a gönlünü kaptırıyor. Nazan’ın ana baba yok, bir garip teyzesiyle yaşıyor. Evleniyorlar ama Mazhar’ın annesi bu evliliğe hiç razı gelmiyor, oğluna layık görmüyor Nazan’ı. Süklüm püklüm, hizmetçi kılıklı, çorabı düşük ona göre, yanında gezdirmeye utanıyor. Nazan, ağzı var dili yok, gerekmedikçe konuşmayan, bir hizmetçi gibi kendini eve ve evdekilere adayan, bakımsız ama hoş bir kadın. Kaynanası öyle illet bir kadın ki oğlunu karısından kıskanıyor, aralarını bozmak için hep uğraşıyor, araları iyiyse oğlunu da paylıyor. Konu komşulara gelinin yalan yanlış dedikodunu yapıyor. Süslenip püslenip yaşına bakmadan sabahtan oğlu işe gidince çıkıp o gelmeden hemen önce dönüyor, herkesle Nazan’ı çekiştiriyor, oğlunun büyük hata yaptığını bu evliliğin doğru olmadığını ama torunu Haldun’a üzüldüğü için katlandığı anlatıyor. Oğlunu ise sürekli dolduruyor, Mazhar Nazan’a hakaret etti mi ha da el kaldırdı mı ondan mutlusu yok. Mazhar ise karısını sevmesine seviyor ve annesinin ne mal olduğunu biliyor ama karısından da istediği gibi bir yakınlık, ‘kadınlık’ göremiyor. Bir gün bir vitrinde gördüğü çok değerli bir yüzüğü alıyor ve karısına veriyor, mutlu olsun, boynuna sarılsın, öpücüklere boğsun hayalini kuruyor ama nerde. Karısı başını önüne eğip teşekkür ediyor anca. Öyle büyüdü ve yetişti. Uzak ve mesafeli olmalı, durduk yere yılışmamalıydı, sonra kocası onu sırnaşık bulup kızabilirdi. Velhasıl bu yüzük büyük mesele oluyor ilerleyen zamanlarda aralarına ve kocakarı ile komşu Naciye bir fiskos döndürüp Nazan ile Mazhar’ın aralarını bozuyor. Yüzüğün kaybolup ortaya çıkması, büyü vs derken Mazhar önce Nazan’ı korkunç bir şekilde dövüyor ve sonra onu boşuyor ve teyzesinin yanına yollamaya karar veriyor. Tabi bu büyük kararda en büyük etken bir bar kızı olan Jale(Asıl adı Neriman). İşvesi, cilvesi, dişiliği ile Mazhar’ın aklını başından alıyor, eve uğramaz oluyor. Gerekirse bar kızı olmasına rağmen evlenir, o safhada. Annesi ise cingöz olduğundan kolayca gitsin oğlunu almaya uğraşmasın diye tüm kötü huyunu bırakıp Nazan’a iyi davranmaya başlıyor ve gözünü boyuyor giderayak. Birkaç aya Mazhar’ın sinirinin geçeceğini ve eve geri döneceğini bu nedenle Haldun’un düzenini hiç bozmamasını öğütlüyor. Nasılsa geri dönücem 3-4 ay sıkarım dişimi diye düşünen Nazan, bir oğlu ve kocasından yadigar gördüğü yüzüğü alıp düşüyor İstanbul yoluna. Bu arada Mazhar ve Jale evleniyor. Jale’nin boşanmayla alakası yok aslında, istemiyor bile, gerek duymuyor sevişmek için illa da evlenmeye, hem karısına ve oğluna da acıyor, kaynananın tam bir kaynana olduğunu da anlıyor ama Mazhar koymuş kafaya, huyunu suyunu beğenmediği için ayrılıyor. Jale de yalan yok Nazan’ın intikamını alıyor kocakarıdan. Yolluyor onu konaktan. Haldun’a da kendi oğlu gibi bakıyor. Ancak Mazhar sıkıntılı bir davada suikaste uğruyor ve Haldun kalıyor yine ortada, Jale ile. Mazhar’ın okul yıllarından arkadaşı Nihat ve karısı Hikmet, birlikte komşu olmuş epey vakit geçirmişti, Haldun da ciciteyzeyi sevmişti, hem Nihat’ın elinden tutmuş yolunu açmış olan Nihat gönül borcunu ödemek için hemde çocukları da olmadığın aldılar baktılar Haldun’u, okuttular ve babasının istediği gibi doktor yaptılar. Bir kızları oldu ama Haldun’u hiç dışlamadılar ve büyüdüklerinde birbirlerine kısmet oldular. Peki ya Nazan.. İstanbul’da başına korkunç şeyler geldi. Kocası alacak diye beklerken mahallesinin iti tarafından kirletildi ve gerisi çorap söküğü gibi geldi. Ha bir ha on ha yüz ne farkederdi artık kötü kadındı ve oğlunun karşısına çıkamazdı. Hapse düştü vs. 50li yaşlarında, oğlu tahsilini bitirmiş muayenehanesini açmış, düğün hazırlığında iken ölümünün yakın olduğunu düşünüp uzaktan uzağa görmek için geri döndü şehre. Bir dilenciye benziyordu ve oğlunun onu tanıması mümkün değildi, büyütmek için izin alan Nihat’a beni öldü bilsin diye tembihlemişti. Gururunu kırmamak ve onu utandırmamak için kim olduğunu açık etmedi. Ama kör olasıca Naciye tanıdı onu ve yine bir aç köpek gibi para peşinde kadının hayatının kaymasına bir kere daha neden oldu. Bir boğuşma çıktı ve Nazan, oğlunu o kadının pisliğinden ve kötü kadının oğlu olduğu rezilliğinden korumak için gözü dönüp Naciye’yi boğdu. Yeniden hapse girmekten korkup kaçarken kayalardan denize düştü. Ve ne kötü bir kaderdi o gece oraya gelen doktor oğluydu. Yüzüğü hayal meyal hatırlıyor gibiydi çünkü beş yaşlarındaydı annesinden koptuğunda. Ama içindeki yazıyı görünce büsbütün emin oldu o dilenci kadının annesi olduğuna. Nazan çok saf, nereye çeksen oraya giden bir kadındı, yaşadığı acılar çok üzücüydü, biraz olsun kendini ifade etse belki birçoğu yaşanmayabilirdi. Ama beni en çok üzen oğlu için hiç mücadele vermemesi, bir kez olsun görmeye gitmemesiydi. Kötü kadın oldum düşüncesiyle kendi işlemediği suçun cezasını hem kendine hem evladına çektirdi. Mazhar, benim gözümde şerefsizin tekiydi. Karınla mutlu değildin, istediğin gibi değildi ya bir oda ev tutsan yakınlarda, yine boşan git istediğinle ol. Kadın çocuğuna hasret kalmasa, hiç başına bu belalar açılmasa. Hacer Hanım (kocakarı, kaynana) layığını buldu en sonunda ama çok daha beter bir hayat hakediyordu. Gençliğinde yolluydu. Yanaşma olduğu evde kendinden yaşça büyük evli olan evin beyine daha 15lik genç kızken kendini sundu, olayın üstünü örtmek için biriyle evlendirildi ama başka birinde Mazhar’ın peydahladı. Hep gözü erkeklerdeydi. Oğluna da gelinine de hayatı dar etti. Küçücük bir çocuğun kimsesiz kalmasına sebep oldu. Yağmurdan kaçarken doluya tutuldu ama yine de hiç içim soğumadı. Jale(Neriman) bir bar kızıydı. Mazhar’ın ilgisi hoşuna gitti ve sevdi. Ama hiçbir zaman yuvasını yıkmaya uğraşmadı hatta boşandığı için kızdı çünkü Hacer Hanım’ın Nazan’a kurduğu tuzakların farkındaydı. Ama napsındı adam mutlu değildi zaten. Evlendi. Kötü kadınlıktan avukat karısına terfi etti. Haldun’u oğlu gibi sevdi. Kocası öldüğünde uzun süre baktı. Ama en nihayetinde gençti yeni bir kısmeti vardı ve Haldun’u çok seven, kocasının yakın arkadaşına emanet etti. Nihat ve Hikmet çifti ise parayı sevip, idealist olmasalar da zararsız bir çiftti. Uzunca bir süre çocukları olmadığı için tanıyıp sevdikleri kimsesiz kalan Haldun’u aldılar, büyüttüle ve okuttular. Öyle ki kendi kızları Nesrin doğunca bile Haldun’dan vazgeçmediler. Zaten büyüdükçe birbirlerini sevdiler ve evlenme kararına vardılar. Haldun… Sana o kadar üzüldüm o kadar ağladım ki. Kıvırcık sarı saçlarını düşünüp ağlayan annen benimde yüreğimi yaktı. Kimsesiz kalman içimi parçaladı. Hep ezilen, hakarete uğrayan, gözünün önünde dövülen annenle bir veda bile edemeden ayrı düşmen ve bir daha onu yıllar yılı göremeden büyümen. Hep terk edilme korkusu yaşaman, içimi parçaladı. Bir anne olarak sana karşı duyduğum merhameti kelimelere dökmem mümkün değil. Annenden emanet kalan yüzüğü parmağına taktığın, sevdiğin kadınla hep mutlu ol.
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
·
95 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.