Bu kitapla birlikte hem bu ayı kapatıyor hem de yılın yarısını geride bırakmış bulunuyorum. Öncelikle yılın ikinci yarısına girmeden şöyle bir geriye bakıp kendimle ilgili genel değerlendirme yapmak istiyorum. Bu ay iki kitap bitirmişim az görünse de oldukça derin ve çok ders çıkarılabilecek kitaplar olduğu için bence yeterli. Buraya nasıl geldik, diye soracak olursam. Genel olarak ben yıllık ya da aylık okuma planı yaparım fakat herşey plana göre gitmez o an okuduğum kitap bana farklı yollar açabilir. Bununla bağlı olarak planıma farklı kitaplar ekleyip çıkarabiliyorum. Elime aldığım kitaplar o an ki içsel yolculuğuma ve kafama göre değişebiliyor. Buraya da bu yolculuğum neticesinde geldim. Okuduğum her kitap beni bir diğerini okumaya yöneltti. Ramazan ayında başladığım kutsal kitap okumalarım beni hayatın anlamını, varoluş amacımı, nedenimi, sorgulamaya itti. Nihayetinde bu cevapları felsefede aradım. Felsefede biraz teselli buldum. Bu yıl beklenmedik ölüm haberleri aldım. Ölümün tesellisini yine felsefede buldum. Ama herşeyin fazlası zarar olduğu gibi düşünmenin de fazlası zarar bu nedenle felsefeye mola vereceğim ve ikinci yarıya edebiyat klasiklerinden devam etmeyi planlıyorum.
Hani bir yerden vakti dolunca ayrılırsınız ya mesela okul veya iş gibi; orayı özlersiniz fakat oraya gitme imkânınız olsa bile her şey kaldığı yerden devam etmeyecektir, bilirsiniz ki herşey bıraktığınız gibi kalmayacaktır, oradaki vadenizin artık dolmuş olduğunu hissedersiniz. Artık orda bulunmak istemezsiniz, orayı özlüyor olmanıza rağmen. Hayat da aynı işte.. Umuyorum ki gidenlerin hepsi vaktinin dolduğunu hissederek gitmiştir ve bir gün ben de bunu hissederek giderim burdan.
Peki ben nereye gidiyordum, benim varacağım durak neresi? Sonra anladım hepimizin varacağı yer aynı. Asıl mesele varacağımız yer değil gittiğimiz yol. Tümüyle doğru yol da yok tümüyle yanlış yol da. Hiçbir şey ne tümüyle iyidir ne de tümüyle kötü.
"Çünkü hiçbir kazanç başkasına zarar vermeden sağlanamaz" (Montaigne/Denemeler)
Doğaya ayak uydurmak ve onu kabullenmek gerekir.
Kitaba dönersek Denemeler ' i sıklıkla duyardım fakat okuduktan sonra önyargılı olduğumu farkettim. Çünkü hiç bu kadar akıcı olacağını beklemiyordum. Montaigne'in üslubu çok hoş. Okurken aslında felsefi bir eser gibi gelmiyor çünkü diğer filozofların aksine düşüncelerini felsefi terimler ve doktrinler üzerinden aktarmıyor. Daha çok sohbet havasında, kendiyle konuşuyormuş gibi salt kendi 'bence'lerini okura sunuyor asla bir şey kanıtlama veya kabul ettirme çabasında değil. Bu yüzden karşı çıkacağınız bir şey yok, daha çok düşünmeye teşvik ediyor karşısındakini. Bu tutumu oldukça iyi, okuyucuyu çekiyor ve esere sürükleyicilik kazandırıyor.
Türklerden ve bizim tarihimizden bahsettiği kısımları okumak keyifliydi. Osmanlı sultanlarının böyle değerli bir eserde geçmesi gurur verici. Çünkü ben nasıl ki kitapta sadece adı geçen Julius Caesar'ı ve Büyük İskender'i merak edip araştırıyor ve okuyorsam bu kitabı okuyanlarda Kanunî Sultan Süleyman'ı, Sultan Selim'i, II. Mehmet'i merak edip araştırmış ve tarihimizi öğrenmişlerdir.
Bu eser okuma planıma bazı eklemeler yapmama vesile olup önümü aydınlattı diyebilirim. Kitaptan çıkarılabilecek çok fazla şey var. Kesinlikle okunmaya değer bir eser. İyi okumalar
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,6bin okunma