Puan vermedi·318 syf.····Okunma: 03 Temmuz 2025 16:33 "SEMERKANT: Bir El Yazmasının Peşinde Kaybolan Ruhların Hikâyesi"
Bir şehir düşünün: Altın çağını yaşayan Semerkant... Bir adam düşünün: Rubaileriyle ölümsüzleşen Ömer Hayyam... Bir aşk düşünün: Yazılmamış şiirler gibi gizli kalan... Ve bir el yazması ki, asırlar sonra Titanic'in buzlu sularında kaybolacak.
Amin Maalouf, bizi zamanın ötesine taşıyor. 11. yüzyılda, Hayyam'ın "Bir elde kadeh, bir elde Kur'an" diyerek yaşadığı çelişkilerle başlıyor yolculuk. Şiirin gücüne inanan bir bilgenin, siyasi entrikalarla boğuştuğu bir dönem... Sonra 20. yüzyıla sıçrıyoruz: Benjamin adlı bir Amerikalı, bu kayıp eserin peşinde İran devriminin ateşine atılıyor.
Kitabın her sayfasında bir çelişki:Aşk mı, hakikat mi? İktidar mı, bilgelik mi? Hasan Sabbah'ın fedaileri, Nizamülmülk'ün entrikaları, Cihan'ın sessiz fedakarlığı arasında savruluyorsunuz. Ve o unutulmaz final...
Bu kitap sadece tarihi bir roman değil. Kaybettiğimiz her şeyin, peşinden gittiğimiz her hayalin, aslında bizi biz yapan şey olduğunun hikâyesi. Belki de hepimizin bir "Semerkant"ı var: Ulaşamayacağımızı bildiğimiz halde bizi yollara düşüren, yolda kendimizi bulduran bir hayal...
🩶"İnsanlar ölür, kitaplar kalır… Ama bazen kitaplar da ölür."
🩶“Hiçbir şeye şaşırma, hakikatin de insanların da iki yüzü vardır.”
🩶"Dünya ikiye ayrılmıştır: Kitapları sevenler ve sevmeyenler. Ben birincilerin tarafındayım."