Puan vermedi·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Temmuz 2025 00:40 Kitabın ilk sayfalarına adapte olamadım ama ilerledikçe öyle cümlelerle karşılaştım ki, içime yerleşti. Altını çizdiğim yerleri tekrar tekrar okuyacağımı biliyorum.
En sevdiğim bölüm şöyleydi:
“Yalnızlığı düşündüğümde aklıma bir inek geliyor… Yavaşlar, huzurlular, aceleleri yok.” ve ben bu satırları okuduğumda inek olmak istedim.
Bu benzetme hem gülümsetti hem de düşündürdü.
Belki hepimiz, bu hayatta bir miktar “ineklik” istiyoruz. Sessizlik, huzur, kimseye yetişme zorunluluğu olmadan sadece var olabilmeyi…
Fournier’nin yalnızlığı, hem seçilmiş hem de özlenen bir şey. Hem kalmak istiyor orada, hem de bir ses arıyor. Bu gelgitler bana çok tanıdık geldi. Belki o yüzden bu kitap kendime tuttuğum bir ayna gibi oldu.
Kısa, sarsıcı ve çok sahici bir anlatım.
Yalnız olduğunu düşünen herkes okumalı.
Çünkü tek yalnız sen değilsin.