6/10
·111 syf.··
2025 41. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2025 21:07
albert caraco annesinin ölümünden sonra hayata dair bakis acisini degistirmis gibi duruyor. yas tutmadigini soylese de annesinin ölümü onu etkilemis. en baslarda annesini sevmedigini, onu bazi seyler (ki sonradan tesekkur ettikleriyle de ayni seyler bu) icin sucladigini soyluyor. ama sayfalar devam ettikce, annesinin sevdigi ozelliklerinden daha cok bahsetmeye basliyor. baslarda mesela, annesinin batil inancli olusundan yakiniyor ama sonradan annesinin ölümüne yakin donemde bu inanclardan kurtuldugunu, melankolinin onu hic gozukmedigi kadar guzel yaptigini soyluyor. annesi hakkinda begenmedigi pek nokta yok aslinda. kadinlarla arasinda bir iliski gelistirememesi icin annesini hem sucluyor hem de ona tesekkur ediyor. cunku annesi ona hep kadinlari kotulemis anlasilan, kendisi de bazi yanlarini gostermis ve bu onu tiksindiren yanlari oglan tum kadinlara atfettigi icin kadinlardan hep uzak durmus. aslen anti-feminist bir durusu yok, erkeklerin kadinlara dunyayi cehennem ettiginin farkinda ve bunu surekli soyluyor ama kadinlar hakkinda bir fikri de yok yazarin. onlari sadece annesi uzerinden tanimliyor kafasinda sadece. bazi yerlerde ise dediklerinin anlamlari karisik, mesela bir yerde kadinlarin basarili denilebilecek bir sanatsal eser cikarmasinin oldukca nadir oldugundan bahsediyor, ama bundan onceki sayfada da kadinlarin erkeklerin koydugu yasalar yuzunden nasil kurban konumunda yasadiklarindan da bahsediyor. eger boyle bir zihniyeti varsa kadinlarin eser cikaramamasinin asil sebebinin erkeklerin engel olusu oldugunu savunmaz mi? bunu acikca belirtmemis. soyle bir kisim var: "Kadınlar bizim düşmanımız, anneler de bu üzücü kuralın istisnası değiller, anneler bizi kadınlardan kurtarmaya yarıyor, eserler bizi annelerden kurtar­maya yarıyor, eserler Tin'in evlatlarıdır, eserler Pallas gibi kafalarımızdan doğuyor. Biz kadınlara saygı borçluyuz, onlara sonsuz nezaket borçluyuz, onları kınayanlar onların sultası altına düşüyorlar, onları parçalayanlar ayaklarının dibinde sürüklenmekten kaçamıyorlar: Kadınlardan daha fazla uzak durabil­mek için onları onurlandıracağız, onları iyice itmek için göklere çıkartacağız, onları kendi simgeleri al­tında ezmek için tanrılaştırıyoruz." kadinlar hakkinda hicbir sey bilmediginden yorumlari yuzeysel, uzaktan ve gercekten biraz da korku dolu. her seye bu kadar kotumser yaklasan biri icin fazla iyi bile denebilir. kadinlari asagida gormuyor, ama onlari insan olarak da dusunemiyor, onlardan uzak durmak gerektigini savunuyor. annesinin etkisi bu tamamen. annesi hakkinda sikayetci oldugunu dusundugu baska yonler olsa bile bunlar icin ayrintiya girmemis, sayfalar gectikce annesine olan minnettarligi artiyor, ölümünün ustunden gecen gunlerin etkisi olabilir bu. sadece bu kitaptan ibaret oldugu sanilsa, annesini ne kadar cok sevdigini bile dusunebilir insan. annesinin ne kadar akilli oldugundan bahsediyor, annesinin dunya gorusunu aslinda cok begeniyor ve insanlarla iletisim seklini, her konuda bir durusu olusunu her zaman takdir ediyor. zekasini, kurnazligini, bencilligini surekli ovuyor. "Sayın Anne bilge ve koket biriydi, ateşle oynuyor­du, çünkü kendinden emindi, ihtiyatlıydı ve daima makuldü, düşündüğü, hesap yaptığı yüzünden belli olmazdı, taktik bir dehası vardı, en ufak görünüm­den bile çok anlaşılır sonuçlar çıkartıyordu, kimse yakınını ondan iyi kavrayamazdı. İnsanları konuştu­rurken kendisi ancak bir iki kelime ediyordu, onlar Sayın Anne hakkında hiçbir şey bilmiyorlardı. Sayın Anne onları sorguladığında, küçümsediği insanları sistematik olarak onaylardı, onun en büyük ustalığı kimseyi yaralamamak, yaralamadıklarını uzakta tut­maktı. Kimse ondan iyi kendini savunamazdı, bütün bunları da üslubunu koruyarak yapıyordu, yaşlandıkça zevki ve üslubu giderek güzelleşip sağlamlaşıyor, hoş bir yaşlı olmayı ve asla azarlayacak biri olmamayı vaat ediyordu." bu paragrafta ovdugu gibi konustugu, annesinin iyi yonlerini anlattigi cok yer var. ölüme karsi durusu tuhaf degil, ölüme karsi durusu annesiyle ilgili bile degil. tam tersi o da annesine olan sevgisinin bir gostergesi. normalde hep cok pesimist olan durusu bu ölüm vakasindan sonra daha degismis gibi duruyor. annesinin ölümünün ona bir seyler kattigini, ondan kendisine bir seyler aktarildigini dusunuyor ki onun gibi inancsiz biri icin tuhaf bir inanc bu. bakis acisinda cok buyuk degisimler olmus. ama bu, bence, hayatinda kisa sureli yasadigi bir durumdu. zaten bu donemden kisa bir sure sonra babasinin öldügünü, ayni gun de kendisinin intihar ettigini biliyorum. bunlari yazdiktan pek sonrasi olamaz. normalde ailesine hurmetten o vakte kadar kendisini oldurmedigini saniyordum ama burada yazdiklari bakis acimi degistirdi. intiharindan once cok farkli dusunceleri varmis aslinda. genel olarak insanlik hakkinda olan gorusunu desteklesem de bu kitapta kendimden parcalar bulamadim, ailelerimizin yapisi birbirine hic benzemiyor. aile kurumunun cok gereksiz olusu ikimizin ortak kanisi ama buyudugumuz cevrelere tepkilerimiz ve bakis acilarimiz birbirinden cok uzak. sevmiyorum diyor ama annesini fazla seviyor. babasina aciyor. sevme abi birak. 6/10
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008751 okunma
·
94 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.