Kitabı şu an bitirdim ve hayatı sorgularken buldum kendimi. Yazarın bir başka kitabı olan Büyük Irmaklardan Bile yi okuduğumda da aynı hissi yaşamıştım.
Unutmak gerçekten mümkün mü peki unutursak gerçekten kendimiz olarak kalabilir miyiz?
Acıdan kurtulmak istiyoruz ama ya o yaşadığımız acılar bizi biz yapıyorsa. Acılara verdiğimiz tepkiler kimliğimizi oluşturuyordur belki de.
Kendimizi unutuyoruz çoğu zaman. Kendimiz olmayı bazen de fazla görüyoruz yani kaçıyoruz kendi benliğimizden. Sonra da bunu kendimiz yapmamışız gibi kendimizi aramaya çıkıyoruz. Bunun için de hep başkalarından yardım istiyoruz. Oysa sadece insan kendi bulabilir kendini.
Kitabı okurken aklıma 'Ouroboros' kavramı ve 'Predestination' filmi geldi. Kurgusu bana bunları anımsattı.
Yazarın dili bana başta zor gelmişti ama alıştıkça sohbet ediyormuşum gibi hissettirdi. Dili, anlatımı , konusu öyle içine aldı sarmaladı ki etkisinden çıkmam zor olacak.
"Her şey gider, her şey geri gelir, sonrasızca döner varlık çarkı. Her şey ölür, her şey yine çiçeklenir; sonrasızca sürer varlık yılı." Böyle Söyledi ZerdüştFriedrich Nietzsche