Nietzsche’nin İyinin ve Kötünün Ötesinde adlı kitabı, herkesin eline alabileceği ama çok az insanın gerçekten içine girebileceği bir eser. Kitap boyunca hissedilen o sert, kimi zaman saldırgan üslup aslında bir çağrının değil, bir elemenin sesi gibi. “Bağımsız olmak çok azların meselesidir; güçlülerin ayrıcalığıdır” cümlesi, bunu en iyi özetleyen satır olabilir. Sayfalarca alıntı yazabileceğim bu eserinde Nietzsche; “herkesin anlayabileceği, herkesin hoşlanabileceği fikirler zaten değersizdir. Çünkü halkın değdiği her yer,“pis kokar.””der.
Gençliği sahte ve aldatıcı bulması beni oldukça etkiledi. Ona göre gençliğin o öfkeli coşkusu, dünyayı olduğu gibi görmek yerine eğip bükmek ister. Gerçek huzur ise, ancak bu çarpıtmalardan vazgeçildiğinde mümkün olur. Bu düşünce, insanın olgunlaştıkça daha sade ama daha derin bir görme biçimi geliştirdiğini hissediyor. Bilgi ona göre kitaplardan değil, yaşanan acılardan, çatışmalardan ve yalnızlıktan çıkar.
Elbette kitapta sert, hatta tartışmalı ifadeler de var. Ama Nietzsche’nin amacı rahatlatmak değil; dürtmek, sarsmak ve düşünceye zorlamaktır. Bu nedenle kitap, birçok şeyi mesafeli ve seçkin bir yerden tanımlar.
İyinin ve Kötünün Ötesinde, anlaşılmak isteyen değil, kendi sesini arayan bir zihne yazılmış bir kitap. Nietzsche burada filozof değil, bir aynadır. Ve bu ayna, sadece bakmaya cesaret edenlere bir şey gösterir.
İyinin ve Kötünün ÖtesindeFriedrich Nietzsche