Drogo'nun Beklentisi
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
Beklenti, insanın yaşamının amacıdır. Yalnızca insanların değil, tüm canlıların temel yaşam gayesidir beklenti. Canlı, doğum anından ölüm anına kadar tüm yaşamını beklentiler ile geçirmektedir. Krishnamurti’ye göre yaşam bir hırs ve zorluktur, insanların hırslarıyla geçirdiği zorlu bir yoldur yaşam. Krishnamurti yaşamı ve gördükleri dahilinde bu sonuca varmıştır çünkü ona göre insanlar hırsları ve üstünlük kurmaları için yaşarlar. Bireyler önemli biri olabilme hırsıyla yaşamlarını sürdürür, hırslarıyla yönlendirdikleri yaşamlarında zorluklarla karşılaşırlar ve bu zorluklar onların hayattan ders çıkarmalarına vesile olur. İnsan hırslarıyla kendisini bir konuya karşı şartlar ve o konu için çabalar. Bu çabaların sonucunda ise rekabet doğar, en iyisi olma düşüncesi. İnsanlar her daim en iyi olacaklarının düşüncesiyle yaşarlar ve rekabete dayalı eylemler gerçekleştirirler. Örneğin bir öğrencinin sınıf arkadaşlarından daha iyi olabilmek için rekabet düşüncesiyle derslerine daha çok çalışması.  Hırs ve rekabet düşüncesine bağlı eylem gerçekleştirme ve en iyisi olma arzusu doğrudur fakat eksiktir. Bireylerin tamamı hırsları için yaşamını sürdürmez. Kimileri daha sade hayatı seçerler ve insanlardan uzak dünyevi bir yaşam sürdürürler. Bu yüzden Krishnamurti’nin yaşam ile ilgili hırs görüşünü de ele alacak olursak daha genel ifadeyle insanların yaşamlarındaki temel amacın “beklenti” olduğunu söyleyebiliriz. Krishnamurti, yeni bir yaşam adlı kitabında bu hususa değinmemiştir. Hırs önemlidir ancak yalnız başına insanın yaşam amacını tanımlamak için yetersizdir. Bu yüzden yaşamın yalnızca hırstan ibaret olduğunu düşünmek yanlıştır. Hırs ve korku insanı insan yapan unsurlardandır ancakt bir bireyi yaşam serüveninde yalnızca bu yönde tanımlamak insanı eksik bırakmaktır. İnsanın hayatına yön veren ve onu yaşama güdüsüyle diri tutan şey beklentidir. Beklentisi olmayan bir insan yaşamayan insan olarak tanımlanabilmektedir. İnsan hedefleri doğrultusunda yaşamaktadır ve bu hedeflere ulaşmak beklentisiyle yaşamını geçirmektedir. Krishnamurti’nin hırs düşüncesi yanlış değildir ancak daha evvelden de bahsettiğimiz gibi eksiktir. İnsanın yaşam ve eylem sebebinin en büyük nedeni beklentileridir ve sonsuza kadar da öyle olacaktır. Beklentisi olmayan insanlar hayattan bir beklentileri olmadığı için kendilerini amaçsız hissederler ve bunalıma girerler. Eğer bu kişilere herhangi bir destek sağlanmazsa ve ruhsal bunalımları giderilmezse yaşamlarının gereksiz olduğunu düşünerek intihara teşebbüs edebilirler. Bu hususta Tatar Çölü romanını örnek verebiliriz. Romanda da olduğu gibi, baş karakter Teğmen Drogo, Tatar çölünün ötesinden gelecek olan düşmanı bekleyerek hayatını geçirir. Bu beklenti sırasında yaşlanır ve hastalanır. Artık ayağa kalkacak gücü bile kalmamıştır. Yıllarca beklediği hedef doğrultusunda yaşamını harcamıştır. Evine gönderilir. Artık Drogonun yeni bir beklentisi vardır, İyileşme beklentisi. Drogo, yaşlılığın getirdiği hastalıkların geçmesini bekleyerek kalan ömrünü de geçirir ve ölür.  Bu örnekden de yola çıkacak olursak bireyler hedefleri doğrultusunda beklentiyle geçirdikleri ömürlerinde hedeflerine ulkaştıktan sonra yeni hedefler doğrultusunda tekrardan beklentiye girerler. Sonunda beklentilerimiz tükendiğinde ve yaşlandığımızda tek bir beklentimiz olur o da iyileşme beklentisidir. Tatar Çölü romanından da örnek verdiğimiz gibi. Aslında hepimiz Drogo gibiyiz. Hayatımızı beklentilerle geçirir ve eylemlerimizi bu doğrultuda gerçekleştiririz. Sonunda hayatımızın son noktalarına vardığımızda iyileşme beklentisiyle ölüm anına kadar yaşama tutunmaya çalışırız.
Edebiyat
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.