Puan vermedi·512 syf.····Okunma: 06 Temmuz 2025 22:56 Bu kitap üzerine yazdığım her cümle, sadece karakterleri değil, kendi içimdeki yankıları da taşıyor.
“Kevin Hakkında Konuşmalıyız”, bana göre bir trajediden çok, parça parça dökülen bir insan hikayesi. Eva’nın yalnızlığına, Kevin’in karanlığına, Franklin’in inkârına dışarıdan bakmak mümkün değil; hepsi bir şekilde insanın içine işliyor. Eva’yı sadece bir anne olarak değil, çabalayan, kırılan, yorulan bir kadın olarak gördüm.
Kevin’e öfke duymakla birlikte onu yalnızca bir “canavar” gibi değil, ulaşılamamış bir çocuk olarak düşündüm.
Franklin’e karşı kırgındım; çünkü onun kör iyimserliği, bir annenin yalnızlığına zemin hazırladı. Hiçbir şey tek bir nedene bağlı değil.
Bir çocuk böyle biri olduysa, bu herkesin ihmaliyle oldu.
Ama hiçbir suç, hiçbir sevgi ve hiçbir yalnızlık tek başına yaşanmaz. Kitap, cevabı olmayan ama konuşulması gereken sorularla doluydu. Ben de o sorulara elimden geldiğince dokundum. Cevap bulmadım ama anlamaya çalıştım.
Ve bu… bazen yeterlidir. Yazarda tam olarak hedeflediği etkiyi bırakıyor okuyucuda amacı da bu, cevapları doğru bir netlik kazanmayan bir ton soru bırakmak.
Eğer Kevin gerçekten “doğuştan kötü” ise, bu kötülük nasıl tanımlanır?
Genetik bir bozukluk mu?
Duygusal bir eksiklik mi?
Empati yoksunluğu mu?
Yoksa sadece... varoluşsal bir boşluk mu?