Puan vermedi·420 syf.··
2025 73. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 07 Temmuz 2025 11:02
Kitapları, okumayı seven herkesin kendi tutkusuna dair yepyeni bilgiler öğrenmenin hazzı ve bence bundan da önemlisi yandaş, yoldaş bulmanın tarifsiz hissi ve mutluluğuyla okuyacağı kitaplardan birisi “Okumanın Tarihi”. Kitap, çokdilli yazar, çevirmen ve fakat hepsinden önce engin bir birikime sahip çok iyi bir okur olan Manguel’in kendi okuma deneyimlerinden bahsetmesiyle açılıyor -ki çok iyi bir giriş bu bence. Küçüklüğünde yatma vakitlerinde gizli gizli okumalarını, kitaplarla bağını, ilk satın aldığı kitapları, sevdiği yazarları ve kitapların onun için anlamını paylaşıyor okurla. Sonrasında kitap iki bölümden oluşuyor diyebiliriz. İlk bölümde okumak nedir’i irdeleyerek başlıyor Manguel fizyolojik boyutlarıyla ele alıyor meseleyi; göz nasıl görür, beyin görüntüyü nasıl algılar gibi. Devamında -kitapların tarihi açısından- biraz ileri bir tarihte buluyoruz kendimizi; Greco-Romen dünyaya ve hatta Reform öncesi Hıristiyan dünyaya gidiyoruz. İkinci bölüm ise daha geriden ve Mezopotamya’dan açılıyor ve yazının icadı ile başlıyor. Yazının icadından başlayarak kitaplara ve okumaya dair her şeyi bir çatı altında toplamak şüphesiz çok zor. Muazzam bir bilgi bombardımanını okura böyle hissettirmeden aktarmayı gerektiriyor her şeyden önce. Bilgi bilgiyi gerektiriyor ve neyi nereye bağlasa, hangi bilgiyi nereye koysa kestirmek de çok güç yazar için. Haliyle medeniyetler arasında da yüzyıllar arasında da mekik dokumadan yapmak pek mümkün değil bu işi. Ancak ben sanırım yine de bu kitabı tam tersi sırada okumayı tercih ederdim. Okurken aklıma hep daha önce yine kitaplar üzerine okuduğum “Papirüs” geldi. Kıyaslamak doğru değil ama onu çok daha fazla sevdiğimi de söylemek istiyorum. Çünkü onda yazarın bir okur olarak kişisel varlığını daha çok hissetmiştim açıkçası, en önemli sebebi bu. Bir diğer sebep de daha derli toplu bir kronolojide (ama bu da dediğim gibi başka sıçramalar gerektiriyor) benim kitaba dair merak ettiğim ya da okumaktan hoşlanacağım kimi detaylara da yer vermesiydi (sayfa numaralarının kullanılmaya başlanması, papirüs ve parşömene dair ya da kitap ticaretine dair daha kapsamlı bir tarih gibi). Yine de elbette epey sevdim “Okumanın Tarihini” de. Özellikle okumanın da yazmanın da yani kitapların evreninin sonsuzluğunu gayet yaratıcı bir şekilde vurgulayan sonunu ve her okurun her okumasında yeniden yeniden kitapların nasıl yazıldığına dair kısımları çok etkileyiciydi. Ezcümle, kitapseverlere öneririm, “Papirüs”ü ısrarla öneririm :) “Bizi ısıran ve bizi zehirleyen kitapları okumalıyız. Okuduğumuz kitap kafamıza balyoz indirilmiş gibi bizi uyandırmıyor ise, neden okuma zahmetine girelim ki? Bize gerekli olan, en acı verecek talihsizlik gibi bize vuran kitaplar. Kendimizden çok sevdiğimiz birinin ölümü gibi vuran, insanlardan uzaklara, ormanlara sürgün edilmişiz hissi veren, intihar gibi kitaplar. Kitap içimizdeki donmuş denize inen balta gibi olmalı. Ben buna inanıyorum.” (s. 120)
Okumanın TarihiAlberto Manguel · Yapı Kredi Yayınları · 2025283 okunma
·
2.654 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.