Öncelikle açıkça söylemeliyim ki, bu esere tam anlamıyla nesnel ve tarafsız bir yorum yapmam benim için çok zor, çünkü kitabı okurken eserlerine, sanatına ve kendisine hayranlık beslediğim Oscar Wilde benim düşünce dünyamdaki sarsılmaz yeri sayesinde bir miktar üzerimde etki kurmuş olabilir. Ancak zaten sanatın üretim değil tüketimle var olduğunu, düşünülenin değil düşündürülenin eser olduğunu düşünürsek bu zaafımı mazur görürsünüz diye umuyorum.
Oscar Wilde, hepinizin malumu, eşcinsel kimliğinden hiç çekinmemiş hiç kaçınmamış bir yazar. Çağdaşları olan bireyler ve toplumlara göz attığımızda bir eşcinsel erkeğin ya da kadının yönelimini bir "hastalık" olarak kabul edip utançla yaşaması bile bir devrim niteliğindeyken Wilde, utanç duygusu olmadan, kendisinin hissettiğinin yüreklere can veren sevginin bir başka formu olduğunu, bırak ahlakdışı ya da utanç verici olmayı güzel ve hafif bir his olduğunu idrak etmesiyle şu anda bile çoğu insanın sağlayamadığı bir anlayış kapasitesine sahip, dünyaya inmek için erken davranmış bir insan olduğunu kanıtlamıştır. Hâl böyle olunca Dorian Gray'in Portresi gibi eserlerindeki karakterlerine yönelimini yansıtmaktan geri durmamıştır.
Bay W.H.'nin Portresi'nde de Shakespeare'in Soneleri üzerine kurulmuş teorilerden birini dile getiriyor ve bu teori etrafında bir hikaye şekillendiriyor yazarımız. Soneler'in başında adı geçen ve kitabın kendisine ithaf edildiği Bay W.H.nin kim olduğu üzerine ortaya atılan fikirlerden biri olan Bay W.H.nin Shakespeare bünyesinde çalışmış bir tiyatrocu olması teorisi üzerine kafa yoran ve bu teori peşinde değişik yerlere sürüklenen üç insandan bahsediyor bize öykü. Shakespeare'in yazdığı bu romantik şiirlerin yöneltildiği insanın bir erkek olması üzerine karakterlerin yaşadıkları kendi farkına varma süreçlerinin de işlendiğinden bahsediyor kitabın arka kapağı ancak bunu göremiyoruz eserde, muhtemelen bunun sebebi de sonu gelmeyen sansürler.
Çağına bakılarak Wilde'ın yazdığı cesur metinler elbetteki kendi ve yayımcıların sansürlerine uğruyor ancak sonrasında bu eserlerin tam metinleri yayınlanıyor. Günümüzde hâlâ sansürlü metinlerin yayına giriyor olması sansürsüz metinlere ulaşmanın ise kara borsadan alışveriş yapıyor gibi hissettirmesi bence bu cesur ve bilge yazara yapılan bir saygısızlık.
Eserin genel gidişatı bir makale gibi gidiyor bu sansürlerden kalan kısımda ve duygusu kesilmiş bölümlerde genel olarak bu teori üzerine yapılan araştırma sürecinde elde edinilen Shakespeare dönemi tiyatro, sanat ve sosyete ortamı hakkında bilgiler veriliyor. İnancın neredeyse bir hezeyana döndüğü esnada ise karakterimiz aslında inanamadığına karar vererek Erskine'in kaderini tekrarlıyor. Sonu da değişen atmosfere ve üsluba rağmen tüm eser kadar etkileyiciydi.
Bu eserden sonra hemen Soneler 'i okumaya ve en yakın zamanda Dorian Gray'in Portresi ve bu kitabın sansürsüz versiyonlarını okumaya karar verdim.