Anlaşılırlık sorunu üzerine: Yazdığında yalnızca anlaşılmayı istemiyor, aynı ölçüde kesinlikle, anlaşılmamayı da istiyor. Herhangi biri, bir kitabı anlaşılmaz bulduğunda, ille de kitaba karşı çıkmamalı- belki işin içinde yazarın bile bile yaptığı bir şey vardır- "herhangi biri" tarafından anlaşılmak istemiyordur. Bütün soylu tinler, beğeniler, iletişim kurmak istediklerinde, kendi dinleyicilerini seçerler. Onları seçmekle de “ötekilere” sınır koyarlar. Bir biçemdeki bütün ince yasaların kaynağı budur. Dediğimiz gibi, onlar aynı zamanda uzak tutar, mesafe yaratır, "girişi”, anlamayı yasaklar- bu arada, bu sınırlamalar, kulakları bizimkilerle yakın olanların kulaklarını açar.