480 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Merhabalar‍️
Hiç bir şeyden kıvranmadım şu reading-slump illetinden kıvrandığım kadar. Oysa ne güzel kitaplar okuyacaktım, Sahilde Kafka'lar, Gülün Adı'lar, Bilge Adamın Korkusu'lar.. neyse reading-slumpın etkisinden çıkmaya çalıştığım alabildiğine hafif, mümkünse aşk romanı olan kitaplar okumaya çalışıyorum ilk okuduğum kitap Tutkunun Savaşı oldu. Bu kitabın bir özeliiği uzun zaman sonra bir Türk yazardan yazılmış bir aşk romanını okumam :D o işi Fatih M. Arsal'dan sonra bıraktım. Bu kitaba da ister istemez bir ön yargı ile başladım ama sevdimde. Tam olarak "I hate you/ I love you" durumu oldu. Önce sevmediğim yerleri açıklayım.  Savaş karakterinin öfke sorununa daha çok eğilmeli ve biraz daha yer verilmeliydi, birazcık daha betimleme isterdim. Zaman kavramı kitapta çok hızlı geçiyordu ve bu yüzden duygular biraz daha havada kalmış gibiymiş. Tutku karakterini sevdim, yaralı ama güçlü bir ablamızdı ama sanki biraz çabuk vazgeçiyor gibiydi.
Onun dışında kitap güzeldi bazan Savaş'ı boğmak istedim, oturduğum yerden "sen kimsin köpek" çekiyordum.
Üvey anne olayı çok ağırdı bee. Cidden büyük bir tramva sebebiydi. Dedim yani "allah belanı versin senin gibi kadının"
Abiye ayrı bir sinir oldum. Tam bir embesil.
Yazarın anlatımını bence seversin, diğer kitaplarına kütüphanede denk gelirsem alır okurum yani.
Kitaba puanım: 3.5/5