Kitabı okurken gözümde daha önce izlediğim film sahneleri canlandı mesela Türkan Şoray - Kadir İnanır. "dönüş" fimi.. Mesela yine Türkan Şoray'ın oynadığı "açlık" filmi..
Kitapların, okunması en zor olan insan denen varlığı bu kadar güzel anlatması ne güzel. Günümüzün aynı anda zıpladıklarında dünyanın yörüngesini değiştireceği söylenen ülkesinin insanı ile kaç ülkedeki kaç insan yollar, yıllar öncesinde nasıl ortak acılar yaşamış, yaşıyor ve yaşayacak..
Ülkeleri yöneten güçlerin onları var eden halkın iyiliği adına nasıl sefalete sürüklendiğini.. Her gelen yönetimin kendi haklılığına körü körüne inanıp kendini var etmek için duyguyu, insanı, açlığı yok saydığını.. Çok duygusal bir dille anlatan güzel bir eser.. Fugui'nin yaşadıkları bu ülkede yabancısı olmadığımız şeyler olduğu için açıkçası duygusal anlamda çok etkilemedi beni.. Çünkü zaten bu acıların içine doğmuş çocuklarız bu topraklarda.. Ama kitapta yaşanan tüm kayıplara rağmen tüm acılara rağmen "yaşamın" seçilmesi Yaşamanın kıymeti ve insanın ne kadar güçlü bir varlık olduğunu anlatması bakımından etkileyici bir eser.
Kişinin yaptığı hataların pişmanlığını yansıtması açısından da fugui çarpıcı bir karakter.
Dili çok sade ve akıcı. Çok fazla betimleme yok olduğu gibi yazılmış abartıdan uzak.. Belki de etkileyiciliği bu sadeliğinden geliyordur.
Yazarın ilk kitabının ülkesinde yasaklanmış olması da merak uyandırması açısından önemli bir etken diye düşünüyorum.
Kitaptan bana kalanlar
Ölmeyeceğine inanırsan başarırsın
Yaşamaya devam etmek zorundasın
Umudumuzu yitirirsek nasıl yaşardık
İnsanların unutmaması gereken dört kural vardır, yanlış söz söyleme, yanlış yatakta uyuma, yanlış eşikten girme, elini yanlış cebe atma
Derin bir mutluluk duyuyordu çünkü onun hayatıyla ilgilenen biri vardı
Ölüler hep dirilmek ister. Sense hala hayattasın ve mücadele ediyorsun, ölemezsin
Bize hala bir hayat borcun var.. Kendi hayatına sarılarak öde.
İnsan ne kadar şanslı olursa olsun ölmek istiyorsa hiçbir şey onu yaşatamaz