8/10
·200 syf.··
2025 70. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 23:16
Bu romanı okurken içimde hem hafif bir tebessüm hem de derin bir sorgulama oldu. Çünkü bu sadece iki karakterin değil, aslında iki farklı dünya görüşünün, iki ayrı hayat tarzının çatışması gibi. Ve bence bu çatışma bugün bile hâlâ geçerli. Felâtun Bey… ismiyle bile hafif “karikatür” gibi. Batı’ya öykünmeyi yanlış anlayan, şeklen modernleşip özünü boş bırakan bir karakter. Okudukça sık sık “İnsan bu kadar mı yüzeyde kalır?” diye düşündüm. Her şeyi görünüşte, yüzeyde; bilgiye değil gösterişe meraklı. Eğitimi var ama irfanı yok gibi. Râkım Efendi ise tam tersi. O, çalışkan, okuyan, düşünen, hem Doğu’ya hem Batı’ya açık, ama özüyle bağlantısını hiç koparmamış biri. Onun sade yaşamı ve tutarlılığı çok etkiledi beni. Hele ailesine, öğretmenine ve çevresine olan saygısı… Bugünün kalabalığı içinde böyle biriyle karşılaşmak isterdim. Ahmet Mithat, eğitici bir dille yazmış ama parmak sallayan biri gibi değil. Sanki bir dost gibi: “Bak, böyle biri olursan neler olur, şöyle biri olursan neler yaşarsın?” diye anlatıyor. Bazen dili biraz eski ve uzun geliyor, evet, ama o dönemin havasını hissetmek çok keyifliydi benim için. Kitabı bitirdiğimde şunu düşündüm: Gerçek Batılılaşma, kıyafetle, Fransızca kelimelerle, görgüsüz harcamalarla olmuyor. Değerleri sindirerek, bilgiye saygı duyarak, özümüzü inkâr etmeden öğrenerek oluyor. Ahmet Mithat Efendi bunu yıllar önce yazmış ama hâlâ ne kadar güncel, değil mi? ⸻ Küçük bir not: Bu kitap, yüzeydeki “Doğu – Batı” meselesinden çok daha derin bence. Kimliğini yitirmeden gelişmek, gelişirken köklerini unutmamak isteyen herkesin iç sesi olabilir. Benim için de öyle oldu.
Felatun Bey ile Rakım EfendiAhmet Mithat Efendi · Dergah Yayınları · 201428,2bin okunma
·
1.429 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.