Gönderi

10/10
·496 syf.··
2025 31. kitabı
Sevgi, kapısının önünde hiç tanımadığı bir adamı gördüğünde kim olduğunu bilmese de onu daha önce gördüğüne emindir. Karşısındaki kişi Yiğit’tir. Onu çok iyi tanımasına rağmen hayatında hiç yüz yüze gelmemiştir. Yiğit’in Sevgi’ye bir teklifi vardır: İngiliz bir kadın, Kıbrıs’ın geçmişine dair bir film çekmek için adaya gelecektir ve bu filmde ona en iyi rehberlik edecek kişinin Sevgi olduğuna inanmıştır. Sevgi’nin içi her ne kadar bu işe pek ısınmasa da teklifi kabul eder. Daha önce belirledikleri kişilerle birlikte İngiliz kadın Sarah’ı da alarak; 1958, 1963 ve 1974 yılları arasında yaşanan savaşın insanlarda bıraktığı izleri, yaşanan acıları ve kayıpları, siyasi oyunları, Kanlı Noel’i, EOKA terörünü, Türk halkının maruz kaldığı işkenceleri ve zorunlu göçleri adım adım dinleriz. Zuhal, Sümer Öğretmen, Matematik Osman, Tomris Hanım, Terzi Süha ve daha birçok kişinin hayatına dokunan bu tanıklık, okuyucuyu derinden etkiler. Ancak beş günlük bu süreç, hiç beklenmedik bir olayla sarsılır. Kapalı Maraş’a gidecekleri gün Sarah ansızın ortadan kaybolur. Herkes büyük bir şaşkınlık yaşarken, Sevgi'nin hisleri bir kez daha onu haklı çıkarır. O andan itibaren hepsi sırlarla dolu bir çıkmazın içine düşer. İki ay sonra Yiğit yeniden Sevgi'nin kapısını çalar. Peki, bu defa geçmişte bıraktıkları neleri ortaya çıkaracaktır? Yazarın her kitabı mı hem öğretici hem de bu kadar etkileyici olur! Sema Soykan’ın yıllarca araştırarak, ilmek ilmek emek verdiği, adeta bir bilgi hazinesi olan bu kitap; yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir tarihe tanıklık… Kıbrıs’ta yaşananları çoğumuz az çok biliriz ama bu kitapla birlikte o dönemleri yaşayan insanların gözünden görmek, onları dinlemek ve hissetmek bambaşka bir şey. Okurken içim sızladı, yaşananları hayal etmek bile yeterince ağırdı… Kıbrıs’ın sancılı tarihine tanıklık eden insanların yaşamlarını ve duygularını merkezine alan etkileyici bir hikâye. Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acılar, mücadeleler ve özlemler; bir ailenin geçmişi, bir aşkın direnci ve bireylerin kimlik arayışı üzerinden anlatılıyor. Savaş yalnızca cephede olmuyor, bunu bir kez daha gördüm. Kimi kalbinde, kimi evinde, kimi bir vatanda yaşam savaşı veriyor. Sema Soykan’ın anlatımı öyle güçlü, öyle sahici ki... Sanki elimi tutup yıllar öncesine, Kıbrıs’ın dar sokaklarına götürdü beni. Bir romanın satırlarında tarih bu kadar mı can bulur Bir yanda geçmişin izlerini taşıyan karakterler, diğer yanda yıllarca saklı kalan sırlarla örülü bir ada… Sema Soykan, Belki'de Kıbrıs'ın siyasi ve toplumsal yaralarını kişisel hikâyelerle harmanlayarak, okuru hem tarihî hem de duygusal bir yolculuğa çıkarıyor. Roman, kaybolanların ardından suskun kalanların sesini duyururken, bir yandan da “belki”lerle dolu bir geçmişin yükünü taşıyanların hikâyesine ışık tutuyor. Tarihi roman sevenlere değil, yaşanmışlıkları hissetmek isteyen herkese önerilir. Bittiğinde gözlerimde bir burukluk, içimde kocaman bir “belki” kaldı.
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025580 okunma
·
674 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bende yeni okudum,bitti Çok güzeldi Tarih yaşanmış acılarla dolu
Halime Acar
Gönderi Sahibi
Evet kesinlikle