Gönderi

YAVAŞÇA DOKUN YARALARIMA… YAVAŞÇA…
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2025 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Temmuz 2025 12:29
“Çoktan kabuk bağladığını düşündüğüm yaralarım vardı. Yanılmışım.” Herkese selamlar sevgili kitap dostlarım! Bazı kitaplar vardır ya hani; görünüşte inceciktirler ama manevi olarak depremler yaratırlar iç dünyanızda… İşte öyle bir kitap okudum ki her cümlesiyle içimdeki kainatı alt üst etti… Kalbimin derinliklerinde hissettiğim fakat kurulamamış bütün cümlelerimi dile getirdi… Öyle kolay değildi bu kitabı okumak; çoktan kabuk bağladığını düşündüğüm yaralarımı kanatacaktı çünkü… Ağır ağır, sindire sindire okunacak türdendi… Her gün gördüğümüz, maruz kaldığımız “sıradan” insanların hikayesi, adını koyamadığımız duygular, utançlarımız, hüzünlerimiz, aşklarımız, bizi öldüren acılar ve yeniden dirilmemizi sağlayan inançlarımız… O’nun varlığıyla, var olduğunu bilmekle bulduğumuz huzur… Hepsini barındırıyordu 123 sayfanın içinde… Bitirince dedim ki kendi kendime: Tarık abim yine yapmış yapacağını, kendisiyle bir kahve eşliğinde uzun uzun sohbet etme şansım olsaydı keşke bu konular üzerine diye düşündüm… Bu uzun girizgahtan sonra şimdi biraz kitabın içine girip, bana hissettirdiklerini detaylandırmak istiyorum… Kısa kısa, deneme benzeri yazılardan oluşan kitabımızın ön sözüyle başlayayım: “Yakama yapışan cümleleri yazdım.” diyor Tarık Tufan… Sokakta gördüklerini, gazetelerde okuduklarını, sayıkladıklarını, unuttuğunu sandıklarını, aklına ilk gelen halleriyle yazmış yazarımız. Zaten onun tarzı da bu… Kekeme Çocuklar KorosuKekeme Çocuklar Korosu da benzer bir kitaptı. İçinden geçenleri, toplumdan yansıyanları, göz göze gelmekten utandığımız gerçekleri yüzümüze çarpıyor Tarık TufanTarık Tufan o özgün, kendine has kalemiyle… “En çok tekrarladıklarım, en çok ihtiyaç duyduklarımdır.” diyor yine kitabın ön sözünde.. Tekrarlaya tekrarlaya, unutmayarak, görmezden gelmeyerek, başkasının acısını da kendi acımız gibi yüreğimizde hissedip dertlenerek iyileşecek belki de ülkemizdeki, dünyamızdaki kanayan yaralar. Pazar artıklarını toplayan kadınların olduğu, Gazze’de, Bosna’da, Doğu Türkistan’da, Afrika’da; sömürülen, öldürülen çocukların olduğu bir dünyada hiçbir şey olmamış gibi yaşamak, sadece nefes alıp vermek olur, yaşamak olmaz; mesajını veriyor yazarımız bizlere kitap boyunca… Şimdi gelelim o meşhur, o efsane şiire: ANNA Aslında şiir olarak yazılmamış, düzyazı olarak yazılmış Anna… Ama öyle şiirsel öyle güzel ki; birçok şiirden daha şiir bana sorarsanız. Nurullah GençNurullah Genç ‘in “Sen nasıl bu kadar kelâmın hası Sen nasıl bu kadar şiir bohçası Sen nasıl bu kadar esrarlı bir mum Sen nasıl bu kadar rüya bahçesi…” dizelerini Anna’ya armağan ediyorum, o kadar etkileyici çünkü… Yüzeysel baktığınızda bir kadına yazılmış bir aşk yazısı olarak değerlendirebilirsiniz belki; ama asla öyle değil, çok daha fazlası… Modern çağa, kapitalist sisteme, hayatı robot gibi yaşamak zorunda kalışımıza, bir isyan, bir eleştiri barındırıyor içinde.. Anna aslında bir metafor: “İşte böyle yaşıyoruz ve yaşamak da sana dair uzayıp giden bir özleme dönüşüyor.” Neye özlem duyarsanız o sizin Anna’nızdır. Neye kaçmak isterseniz o sizin Anna’nızdır. Hesap etmeden, haritaya bakmadan gitmek istediğiniz her kim ise o sizin Anna’nızdır. Sevdiğini incitmekten korktuğu için elini tutmaktan, göz göze gelmekten bile imtina eden nahif yüreklerin şiiridir Anna… Karanlık ve yorgun gözlerinde hep bir bekleyişin olduğu, şifalı bir çift gözün gelip kendisini iyi edeceğine inanan masum kalplerin şiiridir Anna.. Kendi Hira’sını bulup O’nunla konuşmak isteyenlerin şiiridir Anna… youtu.be/a-K6Q8IOKKc?si=... Yazarın kendi sesinden, gençliğinden dinlemek isteyenler buradan ulaşabilirler. Geçenlerde okuduğum bir M. Kemal SayarM. Kemal Sayar kitabında insanın neden okuma ihtiyacı duyduğuyla ilgili şöyle bir söz geçiyordu: “Bir dizeye yahut bir cümleye tesadüf edersiniz, dersiniz ki: "İşte bu tam da benim yaşadığım ama adını koyamadığım duyguyu anlatıyor!” Yalnızlığınız bir anda uçar gider. Başka ruhlarla aranızda bir akrabalık bulursunuz. Çoğalır ve iyileşirsiniz.” İşte bu kitapta geçen her bir cümle tam da bu etkiyi yarattı bende. Hissettiğim fakat adını koyamadığım bütün duyguları açığa çıkardı. Her bir bölümü öyle bizden öyle içtendi ki eminim birçok kişi tıpkı benim gibi hissetmiştir ve hissedecektir. “Eğer kalbinizde birikmiş cümleler, aklınızı işgal etmiş fikirler kağıda dökülmezse, bir başkasına aktarılmazsa, içten içe sizi çürütmeye başlar.” diyor sayfa 60’ta. Ben yazmadım ama okumak bile içimdeki çürümeyi, huzursuzluğu dindirdi bir nebze de olsa. Çünkü benim gibi düşünen birilerinin varlığını bilmek, aynı duyguları aynı kelimelerle hissetmek o kadar kıymetli ki insanın içini umut ile dolduruyor… Kitaba ismini veren denemeden de bahsedip incelememi bitireceğim. “Şehrin en uzak ucundan bir adam koşarak geldi ve ‘Ey kavmim! dedi; ‘Bu elçilere uyun! Sizden hiçbir karşılık beklemeyen ve kendileri doğru yolda olan bu kimselere uyun!” Yasin Suresi 20-21 Evet; kitap ismini Yasin Suresindeki bu ayetlerden alıyor. Yazarımız; bizim şehrimize de keşke böyle bir adam koşarak gelse; bizlere, kirlenmiş zihnimize, kararmış yüreklerimize doğruluk temizlik aşılasa diyor. Güzele dair ne varsa hatırlatsa, bir çay eşliğinde hasbihal etsek diyor… Ne kadar da nahifçe bir istek değil mi? O satırları okurken içimden şöyle geçirdim: Belki şehrimizde böyle insanlar vardır da bizler farkında değilizdir onların. Mesela bazı insanlar vardır hayatımızda, bizi hep doğruya yönlendirir, hep yanımızda olur, elimizden tutar ve tıpkı o elçiler gibi hiçbir karşılık beklemez… Eğer varsa gönlünüzün şehrine girmiş böyle kimseler, onlara sımsıkı sarılın ve onları kaybetmeyin lütfen. Çünkü yüreğin şehirlerinde böyle insanların olması çok büyük bir şanstır ve herkese nasip olmaz… Evet arkadaşlar, bu kitap üzerine daha uzun uzun konuşulabilir, bir sürü ayrıntı irdelenebilir ama ben daha fazla uzatmayayım. Siz kendiniz okuyun ve yazarın o güzel zihnine konuk olun derim. Günümüzün mânâdan uzaklaşmış hız çağında, sizi dinginliğe ulaştıracak Hira’nızı bulmanız ve orada O’nunla konuşmanız duasıyla… Herkese bol kitaplı günler diliyorum. Görüşmek üzere…
Edebiyat
Bir Adam Girdi Şehre KoşarakTarık Tufan · Doğan Kitap · 20219,9bin okunma
··
3.967 Gösterim
5 Yorum
Eseri yakın zamanda okumuş çok beğenmiş ve çokça etkilenmiş biri olarak, incelemenizden çokça keyif aldım🤩 Değindiğiniz yerler çok hoş, yorumlarınız ruhunuzun nahifliğini yansıtmış 🌼 Emeğinize, yüreğinize sağlık🌾
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Çookk teşekkür ederim Öznur Hanım güzel yorumunuz için 🌼 Aynı satırlarda benzer duyguları paylaşmış olmak ne kadar da kıymetli… 🧡 Nice kitaplarda buluşmak dileğiyle.. 🌸
... 'belki şehrimizde böyle insanlar vardır da biz farkında değilizdir onların'.. özellikle bu kısım beni çok etkiledi hocam, emeklerinize, kaleminize sağlık, teşekkürler.. tereddütlerim vardı ama artık okuyacağım galiba Tarık TufanTarık Tufan
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Kesinlikle okuyun, tanışın Tarık Tufan’ın o muhteşem kalemiyle.. Hatta tanışma kitabınız bu kitap olabilir 😇 Çok teşekkür ediyorum güzel yorumunuz için 🙏✨
Kaleminiz ruha dokundu..🌹 Tarık TufanTarık Tufan'ın şu ana kadar okuduğum kitaplarında hep aynı etki oluşmuştu: mürekkebinden bir damla ruha bulaşıyor ve orada devam ediyor yazmaya.. Belli süre etkisini okurun üzerinde koruyan bir kalem.. Aynı etkide olan bir inceleme, samimi ve dokunaklı.. Emeğinize, yüreğinize sağlık.. ✨🌹🌼🥲
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Hatice ℘ ֶָ֢⋆Hatice ℘ ֶָ֢⋆ 🙏🫶🏻🩷
Her kelimesi o kadar etkileyici, derinden ve naif . Kalemine, yüreğine sağlık. 🫶🏻
Emine İnen
Gönderi Sahibi
Sağ ol kankacım 🫶🏻 Sen de en kısa zamanda okumalısınn ❤️
Bu yorum görüntülenemiyor
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.