Romanın temposu yer yer oldukça düşüyor, atmosfer karanlık ve yerler genelde çok ilgi çekici değil gerçeklikle rüyanın veya film gibi farklı gerçekliklerin sınırları çok belirsiz ki bence bu okumayı bazen zorlaştırıyor. Gelgelelim bu hikayenin etkisi bence büyük.
"Yaşanmamış hayatların yaşanan hayatta yarattığı büyük boşluk yahut ben merkezci evrenden çıkış bileti."
Kendininkini bile anlayamadığın boşluklarla dolu hayatta aynı anda farklı milyar tane daha hikaye yazıldığını hatırlatan bir kitap. Birçok boşluk, kararsızlık ve sefil hareket var. Bu yüzden gerçek hayata çok yakın bir metin bence. Pierre Pain başına birkaç defa sıradışı olay gelmiş olan milyarlarca sıradan insandan biri olabilir. Çevresindeki insanlar da yine onun gibi sıradanlar. Metin de güzel bir metin, bir yerden bir yere atlıyor bazı zamanlar, ne olduğunu anlamıyorsun. Ancak üstüne düşününce ve boşluklara kafa yorunca bu güzel geliyor. Özellikle kitabın sonundaki karakterlerin hayatlarının kısa özetlerinin anlatılmasıyla yaşamların gelip geçiciliğini, soğukluğunu hissettim.
Hikayenin hiçbiryerinde Pierre Pain'in çalıştığı yerden arkadaşlarından bahsedilmemesi, bu olaylar silsilesi sıradışı olsa da gelip geçici olduğunu, daha kendi yakın çevresine bile temas etmeden bittiğini hissettirdi. Pierre Pain'in öykünün sonlarında Vallejo'nun ölümünü ve cenazesini kaçırması ve sonradan öğrenmesi ve bunu Madame Reynaud'dan onun sevdiğiyle beraberken öğrenmesi yalnızlığına çok şey ekliyor.
Pierre Pain gerçekleşen şeyleri anlamayan, bir şeyler yapacakken kafasında ikilemler oluşup kararsız kalan, boş boş vakit geçiren, biri hakkında duygularından emin olamayıp olduğunda da umutlanmayan biri. Pierre Pain bayağı bir içten bence. Not: Bolano'yu ilk okuyuşum.