Romanın temposu yer yer oldukça düşüyor, atmosfer karanlık ve yerler genelde çok ilgi çekici değil gerçeklikle rüyanın veya film gibi farklı gerçekliklerin sınırları çok belirsiz ki bence bu okumayı bazen zorlaştırıyor. Gelgelelim bu hikayenin etkisi bence büyük.
"Yaşanmamış hayatların yaşanan hayatta yarattığı büyük boşluk yahut ben merkezci evrenden çıkış bileti."
Kendininkini bile anlayamadığın boşluklarla dolu hayatta aynı anda farklı milyar tane daha hikaye yazıldığını hatırlatan bir kitap. Birçok boşluk, kararsızlık ve sefil hareket var. Bu yüzden gerçek hayata çok yakın bir metin bence. Pierre Pain başına birkaç defa sıradışı olay gelmiş olan milyarlarca sıradan insandan biri olabilir. Çevresindeki insanlar da yine onun gibi sıradanlar. Metin de güzel bir metin, bir yerden bir yere atlıyor bazı zamanlar, ne olduğunu anlamıyorsun. Ancak üstüne düşününce ve boşluklara kafa yorunca bu güzel geliyor. Özellikle kitabın sonundaki karakterlerin hayatlarının kısa özetlerinin anlatılmasıyla yaşamların gelip geçiciliğini, soğukluğunu hissettim.
Hikayenin hiçbiryerinde Pierre Pain'in çalıştığı yerden arkadaşlarından bahsedilmemesi, bu olaylar silsilesi sıradışı olsa da gelip geçici olduğunu, daha kendi yakın çevresine bile temas etmeden bittiğini hissettirdi. Pierre Pain'in öykünün sonlarında Vallejo'nun ölümünü ve cenazesini kaçırması ve sonradan öğrenmesi ve bunu Madame Reynaud'dan onun sevdiğiyle beraberken öğrenmesi yalnızlığına çok şey ekliyor.
Pierre Pain gerçekleşen şeyleri anlamayan, bir şeyler yapacakken kafasında ikilemler oluşup kararsız kalan, boş boş vakit geçiren, biri hakkında duygularından emin olamayıp olduğunda da umutlanmayan biri. Pierre Pain bayağı bir içten bence. Not: Bolano'yu ilk okuyuşum.
Mösyö PainRoberto Bolano · Can Yayınları · 201756 okunma
Bu bir ölüm kalım meselesi . Lütfen ciddiye alınız ..Mösyö Pain kendini labirentimsi sokaklar ve koridorlarda, anlamını çözmekte zorlandığı bir kovalamacanın ortasında bulur.Roberto Bolano ile tanıştığım ilk kitabım beğendim…
Mösyö PainRoberto Bolano · Can Yayınları · 201756 okunma
Roberto Bolaño'nun Monsieur Pain adlı eseri, yazarın büyülü gerçekçilik ve karanlık, şiirsel atmosferle harmanlanmış anlatım tarzını öne çıkaran önemli yapıtlarından biridir. Kitap, 1938 yılında Paris'te geçiyor ve hikaye, hicap krizleri çeken bir hasta olan Perulu şair César Vallejo'yu tedavi etmeye çalışan mesmerist Pierre Pain’in çevresinde şekilleniyor.
Eserde, mistik unsurlar, melankolik bir hava ve tarihsel gerçekler iç içe geçiyor. Yazar, bir yandan faşizmin yükseldiği Avrupa’nın karanlık atmosferini işlerken bir yandan da bireyin çaresizliği ve karmaşıklığı üzerine yoğunlaşıyor. Bolaño'nun karakterleri genellikle hayatın anlamsızlığına karşı koymaya çalışırken hem trajik hem de absürd yönleriyle derinlemesine ele alınıyor.
Kitap, bir tür bilinç akışı tekniği ve sembolizmle okuru düşündürürken, yavaş ilerleyen yapısı ve yoğun tasvirleriyle sabırlı bir okuma süreci gerektiriyor. Eğer Bolaño'nun diğer eserlerinden hoşlandıysanız, bu kitap da onun karanlık ve düşsel dünyasına bir pencere açacaktır.
Monsieur Pain, özellikle tematik derinliği ve atmosferik anlatımıyla, Roberto Bolaño'nun edebiyat dünyasındaki özgünlüğünü hissettiren bir yapıt. Aşağıda eserin öne çıkan temalarına ve anlatımına dair daha ayrıntılı bir değerlendirme sunuyorum:
Temalar
1. Karanlık ve Gizem: Romanın ana unsuru olan Pierre Pain’in gizemli mesmerist kimliği ve César Vallejo’nun açıklanamayan hastalığı, esere karanlık bir ton katıyor. Kitap boyunca bilim ile okültizm arasındaki gerilim vurgulanıyor. Bu, modern bilimin rasyonelliği ile insanın açıklanamayana duyduğu çekim arasındaki çatışmayı ele alıyor.
2. Tarihsel Belirsizlik: 1938 Paris’i, yaklaşan İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde, bir paranoya ve korku atmosferi yaratıyor. Bolaño, bireyin tarihsel olaylar karşısındaki çaresizliğini
Mösyö PainRoberto Bolano · Can Yayınları · 201756 okunma
Mösyö Pain, Edgar Allan Poe öykülerini anımsatan puslu ortamları ve esrarlı karakterleriyle Roberto Bolaño’nun hayal gücünün karanlık katmanlarını yansıtıyor.
Mösyö PainRoberto Bolano · Can Yayınları · 201756 okunma
Şili'nin Santiago kentinde doğdu. Çocukluğu Los Angeles, Valparaiso, Quilpe, Viña del Mar gibi kentlerde geçti. On üç yaşında ailesiyle birlikte Meksika'ya yerleşti. Yeniyetmelik yıllarını Meksika Kent Kütüphanesi'ne kapanıp okuyarak geçirdi.
1973 yılında Salvador Allende'nin sosyalist reform sürecine katılmak için neredeyse bütün Latin Amerika'yı kat ederek Şili'ye gitti. Pinochet'nin darbesinden sonra direnişe katılmaya karar verdi, ancak kısa sürede tutuklandı. Sekiz gün tutukluluktan sonra eski okul arkadaşı bir polis yardımıyla serbest kaldı. Meksika'ya döndü ve (Vahşi Hafiyeler'deki Ulises Lima karakterine model olan) yakın arkadaşı şair Mario Santiago Papasquiaro ile "Infrarealist şiir hareketi"ni başlattı. Daha sonra Bolano, şiirden çok düzyazıda yoğunlaştı.
1977 yılında Katalunya'ya, annesinin yanına yerleşti. Edebiyat yarışmalarına katılarak yaşamını kazanmaya başlamadan önce çeşitli işlerde (yazları bağbozumu, gece bekçiliği, bulaşıkçılık, satıcılık) çalıştı. İlk romanları 40 yaşında basılmaya başladı. 90'lı yıllarda şansı döndü. Vahşi Hafiyeler romanıyla Herralde Ödülü'nü (1998) ve Latin Amerika'nın Nobel'i olarak görülen Venezüella, Romulo Gallegos Ödülü'nü (1999) kazandı. Ölümünden bir yıl sonra 2004'te, 2666 adlı romanıyla İspanyolca yazılmış en iyi romana verilen Salambo ödülüne layık görüldü. Barselona'da 2003 yılında, elli yaşında karaciğer rahatsızlığından öldü. Metis Yayınları başta Estrella distante (Uzak Yıldız, 1996) ve Putas asesinas (Katil Fahişeler, 2001) olmak üzere yazarın eserlerini yayımlamaya devam edecektir.