·178 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Temmuz 2025 20:18 Bugün mitolojik konulu bir kitapla birlikteyiz. Kitap henüz bu sene çıktı ve bende birinin isteği üzerine onu okumaya başladım (bizzat yazarı tarafından hem de, bunun gurur verici bir tarafı var çünkü incelemelerimi beğendiği için benden böyle birşey rica etmişti)
İskandinav mitolojisi ve Valhalla inancı hikayemizin temel yapı taşları öyle ki ana karakterimiz olan Viking sırf bu amaç uğruna (yani yiğitçe ölerek Valhalla'ya gitme hayali) herşeyi yapıyor ve eylemleri de bayağı bir aşırı. Öncelikle yazarın İskandinav mitolojisi, Vikingler ve onların inançları hakkında kitapta daha çok bilgi vermesini tercih ederdim çünkü bizzat yazan kişi olarak o ve şans eseri ben bu konu hakkında bilgi sahibi olabiliriz fakat bu mitolojiye yabancı olan insanlar için çoğu şey açıklanmadığı için anlamsız gelecektir. Yani herkes Vikinglerin savaşırken ölmek ve Valhalla denilen yiğit savaşçılar cennetine gitmek istediğini bilmeyebilir, keza Odin, Thor, Loki ve Hel gibi Tanrı ve Tanrıçaları yeterince iyi tanımayabilir ve Dokuz Diyar ile Dünya Ağacı Ydgrassil gibi terimlere yabancı olabilir. Umarım ikinci kitabında daha çok bilgilendirme görürüz.
Bir başka rahatsız olduğum konu ise hikayedeki zaman uyumu daha doğrusu uyumsuzluğuydu. Daha açıklayıcı olmak gerekirse bir roman yüklem olarak hangi zaman ile yazılıyorsa (geçmiş zaman, geniş zaman ya da şimdiki zaman) tamamında buna sadık kalınmalıdır aksi taktirde akıcılık ve anlamda bozulmalara yol açar. Yazar çoğu yerde bu dediğimi yapmış ve bir yerde -dı/-di'li geçmiş zaman kullanırken hemen ardından da geniş zamana ya da şimdiki zamana geçiş yapmış.
Bakın bana kalırsa hikâyesi cidden güzeldi, yazım şeklini başarılı buldum özellikle de savaş sahneleri gerçekten iyi yazılmıştı (her ne kadar bazı yerlerde sık kelime tekrarları yapılmış olsa da) ama keşke yüklemlerine daha çok dikkat etseydi işte o zaman ortaya daha kaliteli bir hikaye çıkmış olurdu.
Konusundan da biraz bahsedeyim:
Ragnar Demirayak adındaki ana karakterimiz bir Viking ve bir yerleşim yerinin Lord'luğunu yapıyor. Gençliğinde çok fazla savaş alanında bulunmuş sonrasında da aile sahibi olarak bu daha yerleşik olan hayata geçmiş. Ama ilerleyen yaşına rağmen damarlarındaki o gençlik ateşi de hala sönmemiş. Kendisi çok büyük bir güce sahip ve şu gün bile savaş alanlarında çarpışarak düşmanlarının kanını akıtmayı arzuluyor. Bir diğer arzusu ise Valhalla'ya gitmek.
Daha öncede belirttiğim gibi bir Viking ancak savaşırken yiğitçe ölürse Valkürler onun ruhunu alarak Valhalla denilen cennete götürür. Ama Ragnar artık sessiz bir hayat yaşadığı için de en büyük korkusu yatarken korkakça bir ölüm yaşamak. Birgün rüyasında Valhalla'yı, Tanrıları ve kendisini görüyor. Kahine rüyasını yorumlattığı zamanda Odin'in ona Valhalla'ya gidebilmek için son bir şans verdiğini ve tanrıların sınavını geçmesi adına yollara düşmesi gerektiğini öğreniyor. Ardından da iki yakın arkadaşı olan Torben ve Ulrik ile adamlarını toplayarak azminin, gücünün ve inancının sınanacağı yeni bir maceraya atılıyor.
Konusu güzel ve gerçekten de ucu açık yani onların bu macerasında herşey yaşanabilir. Fakat yanlız şu olay benim biraz komiğime gitti tamam Ragnar Tanrıların isteği üzerine bu yola çıktı ve onların işaretlerini izleyerek nereye gideceğine, ne yapacağına kader veriyor da ne zaman gökte fırtınalar kopsa, şimşekler çaksa ya da yıldırımlar düşse hemen şöyle diyor: "Aman Allah'ım tanrılar burda hemen şurayı yakmalıyım, şunları öldürmeliyim. " Peki belki Vikingler genel anlamda savaş düşkünü olduğu için gerçekten de bunu kastetmiş olabilirler ama ortada size doğrudan direktif veren kimse yok pekala başka bişey de diyor olabilirler veya o gördüğün hava değişimleri sadece doğal bir olaydır değil mi?
Neyse sonuç olarak Ragnar bu işaretleri takip ederek bayağı bir elini kana buluyor sonra ne olursa beğenirsiniz deyim yerindeyse tıpkı bir böcek gibi eziliyor. Cidden spoiler vermek gibi olmasın ama Ragnar ileride Mjölnir ile çok tatsız bir ilk tanışma yaşıyor benden söylemesi. İşte bunun ardından da ihanete uğradığını anlayan Ragnar bu kez de Tanrılardan öç almak için çabalıyor.
Şimdi biz niye Odin ana karakteri böyle maşa gibi kullandı ve sonrasında da bir çöp parçası misali kenara attı bilmiyoruz ama ben bunun şu ruh zehri ve Ragnar'ın sözde tanrıların çocuğu olması meselesi ile alakalı olduğuna eminim. Neyse sonraki kitabında bu soruların cevabını er ya da geç öğreneceğiz.
Valhalla'nın ikinci kitabını şahsen merak ediyorum çünkü tam sonlara doğru Loki'yi de görmeye başlamıştık ve ben kendisini çok severim. Hikaye ilerledikçe açılıyor ve özellikle de bitmeye yakın iyice ilginç bir hal alıyor. Yazar umarım kitabı bu sefer bölüm bölüm ayırır ve şu yüklem meselesine de bir çözüm bulur o vakit çalışmasını kesinlikle daha çok beğeneceğime eminim. Ama genel olarak fena bir roman değil, zaten sayfa sayısı da az bu sebeple de özellikle İskandinav mitolojisine ilgisi bulunanlar için okunabilecek bir kitap.
Bu arada burdan yazar beye benden küçük bir not : Lütfen Ragnar'ı bu kadar güçlü ve yenilmez yapma, ileride daha çok kaybetmesine izin ver ve daha çok karakter gelişimi yaşasın. İyi çalışmalar!