Yılmaz Güney’in Hücrem kitabı, 1975 yılında yayımlanan ve Selimiye Üçlemesi’nin ilk kitabı olan otobiyografik bir eserdir. İthaki Yayınları tarafından basılan bu eser, Güney’in 1972-1974 yılları arasında Selimiye Cezaevi’nde geçirdiği döneme dayanan deneyimlerini ve içsel sorgulamalarını yansıtır. Kitap, aynı zamanda Güney’in sanat anlayışını ve toplumsal mücadele perspektifini ortaya koyan bir manifesto niteliğindedir.
Hücrem, Güney’in Selimiye Cezaevi’nde geçirdiği dönemi temel alır ve hapishane yaşamının zorlu koşullarını, bireyin yalnızlığını ve içsel çatışmalarını işler. Eser, Yaşar Yılmaz adlı anonim bir karakter üzerinden anlatılır. Bu karakter, cezaevinde önüne konan boş kâğıtları doldurması için baskı görürken, kendi geçmişini sorgulamaya başlar ve gecikmiş bir öz eleştiri sürecine girer. Kitapta, Güney’in kendi hayatından izler taşıyan bu karakter, hem bireysel hem de toplumsal düzlemde adaletsizlik, sömürü ve direniş temalarını ele alır.
Kitapta, bir gardiyanın şu sözleri dikkat çeker:
“Akşama kadar yazacaksın. Beğenirlerse su, yemek ve cıgara verilecek. Komutanım söyledi. Kaç zamandır buradayım, konuşmayan adam görmedim… Akılsızlık etme. Yaz da kurtul.”
Bu diyalog, cezaevindeki baskı ve psikolojik şiddetin boyutlarını yansıtır. Ancak Yaşar Yılmaz, “Ne yazayım? Bir suçum yok ki benim,” diyerek direncini ortaya koyar. Bu, Güney’in kendi duruşunu ve mücadeleci kimliğini yansıtan bir sahnedir.
Yılmaz Güney, Hücrem’de edebiyatı bir mücadele aracı olarak kullanır. Eser, onun Yeşilçam sinemasına getirdiği gerçekçilik anlayışını yazılı forma taşır. Güney’in otobiyografik anlatımı, hapishane koşullarını ve dönemin siyasi atmosferini çarpıcı bir şekilde aktarırken, aynı zamanda bireyin iç dünyasına da derinlemesine bir bakış sunar. Kitap, Güney’in politik duruşunu ve ezilenlerin yanında yer alma kararlılığını yansıtır.