Ne söylenebilir ki? Bu sonun üzerine ne söylenebilir? Yani bize bu kazığı atmayan, üzmeyen bir sen kalmıştın Neal abim. Sende yaptın yapacağını, kalbimizi ezdin, büzdün elimize verdin. Üçüncü kitabı sırf bu sonu yazdın diye inadına okumak istemiyorum.. ama okuyacağım gene, ne yapak meraktan ölek mi?
Evet, şimdi daha resmi bir incelemeye geçersek hıhım.. kendimi toparlayayım. Kitabı okumak için bir tık yanlış zaman seçsem de, kitap o kadar akıcı ve olaylıydı ki asla yarım bırakmama izin vermedi. Sadece gerçekten bir ara dedim ki 'Ama artık bir dur! Daha fazla karakteri ve olayı bu beynim artık kaldıramayacak.' Cidden olaylar silsilesi bir saniye bile durmadı. Yarıda hatta dedim 'İnşallah tüm bunları bir noktada artık toparlar..' 5. kısımda artık her şey aynı noktaya çıkmaya başlamıştı. Bu gerçekleştiği ve kafamda her şey netleştiği için ayrıca bir mutluyum. Kitabı okurken ilk fark ettiğim şey dünyasını, karakterleri özlemiş olmam ve dünyasının içini gerçekten görebilmemdi. Sanki okumuyorum, gözlerimin önünde yaşanıyor her şey. Bu beni her seferinde vay canına dedirtir ve hayranlık uyandırır. Bu yüzden bu yazara bir kere daha hayranlık duydum. Çok güldüğüm yerlerde oldu (örn birinin acemiliğe düşüşü ve surat ifadesinin ani çöküşü ya da grayson'ın traxler ile konuşmaları gibi) çok üzüldüğüm yerler de oldu. Kitabın son kısmını ise cidden elim ağzımda okudum. Duygudan duyguya girdim ve kitabı bitirdiğimde elim hala ağzımdaydı. Yani üçüncü kitabı almaktan başka bir çaremiz yok gibi gözüküyor. Ama şimdiden onunda ilk iki kitapta olduğu gibi 10/10 olacağından şüphem yok. Yazar bana bu güveni aşılıyor. Okuduğum için çok mutluyum ve bir kez daha böyle bir olay örgüsünün bir akıldan çıkışı, o aklın içinde kim bilir neler neler daha olduğunun merakını beraberinde getiriyor. Okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Bitirinde hep beraber ağlayalım. Üçüncü kitapta görüşürüüüüz:))
(Bu arada az önce gelen bir devre dışı bildirimini birkaç kez devşirme diye okuduğumu fark ettim.. yooook canım ne etkilenmesi!)