“Kadınlar bir ülke kursaydı, nasıl bir toplum inşa ederdi?”
Bu roman, işte bu sorunun peşinden cesurca giden bir düşünsel deney.
Kadınlar Ülkesi , yalnızca kadınlardan oluşan bir toplumun hayalini kurmuyor; mevcut dünyanın erkek egemen yapısını da açıkça sorguluyor.
Kitaptaki kadınlar savaşmıyor, yıkmıyor, tahakküm kurmuyor. Onlar birlikte yaşıyor, birlikte büyütüyor, birlikte iyileştiriyor.
Ve en çarpıcısı şu: Bu roman 1915’te yazıldı.
Yani hâlâ konuşmaktan çekindiğimiz pek çok meseleyi, Charlotte Perkins Gilman o yıllarda kaleme almış. Cesurca. Dürüstçe.
Anlatımı sade ama içerdiği fikirler derin.
Bir ütopya gibi okunsa da, satır aralarında acı gerçekleri de yüzümüze vuruyor.
Toplum, annelik, eğitim, aidiyet ve cinsiyet rolleri üzerine düşündürürken; ezber bozan bir perspektifle yeni bir dünyanın mümkün olduğunu fısıldıyor.
Bazı kitaplar vardır…
Bitince yalnızca kapağını değil, zihninizdeki kalıpları da kapatmak istersiniz.
Kadınlar Ülkesi, işte tam olarak öyle bir kitap.