adının hakkını veren bir kitap
8/10
·542 syf.··
2025 21. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 14 Temmuz 2025 00:00
SPOİLER OLACAKTIR “Uçur kellesini.” “Fakat ümit etmek olanaksızı olanaklı kılmanın bir yolu değil midir?” İçerdiği temalar: kader ve kaçınılmaz son, imkansız aşk, büyülü diyar, peri masalı havası. Öncelikle nereden başlasam bilemiyorum ancak bu kitabın kalbinizi kıracağını belirtmek isterim…kitap en başından beri bir Marissa Meyer kitabıydı. Diğer serilerini de okumuş biri olarak bu yazarın sihirli bir kalemi olduğunu bir kez daha anlamış oldum. Masallardan, efsanelerden ve birazda kırık kalplerden hoşlanan herkes bu kitabı sevecektir. Başları anlatımıyla ve ana karakteriyle beni içine çekti. Masalsı cümleleri ve evreni vardı. (zaten hepimizin bildiği harikalar diyarı) Catherine en başından beri sevdiğim bir karakter oldu ancak sonlara doğru… 180 derece dönüştü resmen. Okurken hep bu kızcağız nasıl o zalim kupa kraliçesi olacak diyordum ve gerçekten zalim, acımasız bir şeye dönüştü. Fakat bu noktada birkaç eleştirim olacak: Karakterin kötü olma süreci aceleye getirilmiş bence. Kitaptaki 200-350 sayfa arası biraz daha kısa tutulup sonu daha da uzatılabilirdi, bu şekilde ‘nasıl yani?’ Oldum. Bence o intikam hırsı ve gözün kararması fikri kurguya tam olarak yedirilmemiş. Bir diğer eleştirim ise Cath’in Mary Ann’e olan saçma davranışları olacak! Kızı her şey için sorumlu tuttu, hatta bir ara Jest’in ölümi için bile suçladı. Halbuki bütün seçimleri yapan oydu. Geri dönüp arkadaşını kurtarmayı seçen o iken nasıl onu suçlayabilir? Bu beni rahatsız etti. Kitabın dediğim gibi başları çok akıcıydı ancak ortalarında birazcık sıkıldığımı söyleyebilirim. Belki de yemek yapmak çok benlik bir şey olmadığı için sıkılmış olabilirim çünkü ana karakter sürekli tatlılardan bahsediyordu ve beni bunaltan şey bu oldu. Ancak Jest ve Catherine arasındaki dinamik muhteşemdi. Konuşmaları ve flörtleşmeleri okumak çok eğlenceliydi. Jest’e gelince…. Ah benim olanaksız kekim ölümü hak etmemişti ve de O KADAR HIZLI ÖLDÜ Kİ ÜZÜLMEYE FIRSAT BULAMADIM. Dediğim gibi yazar son 100 sayfayı aceleye getirmiş. Yani ana erkek karakter 1 sayfa da ölüyor ve tek kelime bile söyleyemiyor. Bu beni üzdü. Onun haricinde en başından beri o alaycı tavrı, şakaları ve bilmeceleriyle beni avcunun içine aldı resmen. Çok sevdiğim karakterler arasında yer aldı çoktan :) Soytarı ve prenses dinamiği okuması güzeldi. Peki Marki ve Markiz! Hayatımda onlardan daha iğrenç anne baba az okumuşumdur yemin ederim. Annesi en başından beri öyle davranmasaydı bunların hiçbiri olmayacaktı bence. Yani birini suçlayacak olursam bu kesinlikle o olur. Babası da kesinlikle iyi biri değil. Kitapta kızına söylediği şeyler annenin söylediklerinden daha çok kalbimi kırmıştı. Ayrı olarak Hapkacı karakterine değinmek istiyorum. Kitaptaki favori karakterim oldu diyebilirim. Yaptığı hatalar ve bazı söylediği şeyler beni çok sinirlendirse de gerçek bir karakterdi ve bölüm 52 deki delirme sahnesi çoook etkileyiciydi. Katil. Şehit. Kraliçe. Deli. Okurken vay be! oldum. Kitapta saçma bulduğum bir şeyi de söylemeden edemeyeceğim. Koskoca kral onu terkedip giden Cath’i bir limonlu tart için affediyor ya… tamam kral biraz saf biri ama koskoca tebaa veya halk hiç mi bir şey demiyor, bana komik geldi. Sözün kısası ben kaderin kaçınılmazlığı temasını sevdim. Karanlık peri masalı tarzını sevenler için ideal bir kitap olacağını düşünüyorum. Okuyan herkese de son bir sorum olacak “Söyleyin bakalım bir kuzgun neden yazı masasına benzer?” Marissa Meyer
1000Kitap
KalpsizMarissa Meyer · Artemis Yayınları · 20171,489 okunma
·
81 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.