·152 syf.··Beğendi
···Okunma: 12 Temmuz 2025 00:00 Halit Ziya'nın gerek konu bakımından olsun gerekse çevirisi çok akıcı ve yalın bir roman. Romanı çok beğendim ama hiç bu zamana kadar bir romandaki ana karakterlere bu romanda olduğu kadar hissettiğim duygu durumum hızla değişmedi. İlk olarak hikayesiyle tanıdığımız Mazlume'nin acı hayatının bir anda iyi niyetli olarak düşündüğümüz Mihriban Hanımın yardım elini uzatmasıyla tamamen tepe taklak olacağını bilmeden hatta o yoksul dilenci halini bile özleyeceğini tahmin etmeden kabul etmesiyle başlıyor kitap. Dediğim gibi karakterleri ilk başta tanıdığımızı zannediyoruz ama yanılıyoruz. Sonrasında Mihriban Hanımın evine gittiklerinde kendisinin bir hizmetçi kız olarak çalışacağını zannederken aslında o kadar da masum olmayan bir evin içinde sözde hizmetçi olarak yaşayacağını fark eder. Mihriban Hanımın kızı olan İkballe ufaktan tanışıp zaman ilerledikçe samimiyetini iletip ve gününün çoğunu onunla evde kitap okurken ya da sohbet ederken geçirir. Ve gerçekle yüzleşeceği zaman gelip çattığında her şeyden habersiz, her zamanki gibi İkbal'in odasında oturuyorlardı. Birden odaya hayatında hiç görmediği bir adam girmiş ve Mazlume ne yapacağını bilemediği için odadan çıkmanın en doğru karar olacağını düşünüp bir şey söylemeden odadan çıkmıştır. Mazlume aslında burada şüphelenmeye başlar çünkü geldiğinden beri hiç bir erkek evlerine girmemiştir. Sabah olduğunda tereddütle İkbal'in yanına gitmeye karar verir ve tam gittiği sırada adamın odadan çıktığını ve İkbal'in de yarı çıplak yatakta uzandığını görür ve her şeyi tamamen değiştiren gerçeği de bu olayın sayesinde İkbal'in ağzından dinler. İkbal ve annesi fuhuşa bulaşmıştır ve bu batağın en derinlerindedirler. Aslında o yardım eli uzatan kadın Mazlume'nin acı haline üzüldüğünden evine almamıştır. Mazlume İkbal'e sinirlenir onlara karşı olan görüşleri tamamen değişir ve aklı bu olayları nasıl bu kadar kolay yaptıklarını almaz. Namuslarını nasıl kolay kolay meslek haline getirdiklerine çok şaşırır. Belki de o zaman bu kadar büyük konuşmamalıdır. Geçen giden zamanda da sürekli gelip giden adamın adının İhsan olduğunu ve İkbale gerçekten aşık olduğunu bilir çünkü bu adam İkbal için biricik annesini hiçe sayar. Bu kadar büyük bir şeye kalkışmak Mazlumeye gerçekten İkbal'e sadık olduğunu düşündürür. Mazlume'nin sadık zannettiği İhsan ise evde sürekli gördüğü hizmetçi kız Mazlumeye de aşık olur. Bu durum yavaş yavaş İkbal'in hastalanmasına sebep olur. Bir gün İhsan'ın Mazlumeyi sıkıştırıp namusuna geçerken görmesi ise onun ölümü için son darbe olur ve İhsana içindeki kini söyleyip ayaklarının dibinde can verir. Peki Mazlume bu durumda ne yapar? Tek arkadaşı olan İkbal'in sevdiğinin onun için söylediği sözlere inanır ve İhsana aşık olup farklı bir eve taşınıp sil baştan yeni bir hayat yaşayacağını düşünür. ihsan'a nasıl güvenir nasıl arkadaşına ihanet eder ve ona nasıl aşık olur kitabı okurken çok şaşırmıştım çünkü Mazlume namuslu ve İkbal'in gözlerinin önünde yavaş yavaş eriyip gitmesine dayanamıyorken o İhsan'a nasıl aşık oldu. İhsan ve Mazlume gayet aşkla ve iyi geçindiler ta ki İhsan Beyin annesinin ölüm döşeğinde olduğu haberini alınca İhsan'ın koşarak annesinin yanına gidip annesinin bedduasını almasıyla meyhanelere düşen ve bir ayyaş olana kadar. Artık hayatının her günü böyle geçiyor ve Mazlume bu durumdan hoşlanmıyor İhsan ise bunu fark ediyor ve kendisine kızacağı yerde Mazlume'nin üstüne gidiyordu. Mazlume gayet sakin bir şekilde ve sabırla bu durumu idare etmişti ama bir gün geldi ki dayanamayıp Mihriban Hanımı da alıp evden çıktı ve İhsan Bey onu evde bulamayınca gözü döndü. Mazlume de artık bir zamanlar İkbali kınadığı ve nasıl bunları yapar dediği fuhuş batağına Mihriban Hanım sayesinde düşmüştü. Başta da söylemiştim karakterler bizi ters köşeye uğratıyor. En azından beni ters köşe etti diyeyim. İhsan bey Mazlumeyi göremeyince deliye döner ve olduğu yerde dönüp durur. Mazlume evine geri dönünce Mazlume'nin nerede olduğunu merak eder ve ona fuhuş yaptığını iddia ederek üzerine yürür. Resmen içine doğmuş diyebilirsiniz ama ilk fuhuşla suçlaması çok normal Mihriban Hanım ve İkbal'in bu işle uğraştığını biliyordu fakat sevdiği kadına konduramıyordu halbuki annesini dinlese ne İkbal ölecekti ne Mazlume bu duruma düşecekti ne de İhsan Bey meyhanelerde içecekti. İkbal'in sonunu getiren İhsan, Mazlume'nin de sonunu getirecekti. Kendisinin de durumu çokta iyi değildi aslında ama İkbal'in ahını alan İhsan da çok yaşamayacaktı. Mazlume bir gün mutlu bir haberle yani bebek haberiyle geldi. İhsan Beyin mutlu olacağını düşünmüştü ama İhsanın söylediği sözler karşısında şoka uğradı. İhsan Bey bu çocuğun benim olduğu ne malum diyip suçlaması Mazlumeyi fuhuş bataklığının dibine sürükleyecekti Bir hışımla çıktı ve bir daha eve dönmemek üzere fuhuş yapılan yere gittiler. Belki de günlerce 15 adamla birlikte oluyor ve her sabah başka bir adamla uyanıyordu. Çok acı çekiyordu çünkü aşık olduğu adamdan bir çocuğu vardı ve çocuğun ondan olduğunu kabul ettiremiyordu. iffetsizlikle suçlanıyor, kocası namussuz diyordu. İhsan çok mu namusluydu konuşmaya gerek yok her şey ortada. Mazlume'nin bir gün kanaması oldu ve İhsan ile arasındaki kalan tek bağ da biraz önce ölmüştü. Bu kanama Mazlume'nin ateşler içinde yanmasına sebep olup aynı zamanda da yavaş yavaş ölüme yaklaştığının habercisiydi. Ama yanında birini daha götürecekti. Son nefesini vereceği vakit gözünü açtığında İhsanı gördü, bütün sinirini toplayıp ağzıyla boğazına yapıştı ve onu yerde kanlar içinde bıraktı. Ve kendisi de İhsanı öldürdükten sonra son nefesini oracıkta verdi. İhsan iki kızın da hayatını mahvetti ve ölümüne sebep oldu. Ama kendi ölümüne de ortam hazırlamış bulundu.