·344 syf.····Okunma: 16 Temmuz 2025 01:07 her türlü sahipliğin mülk edinme olduğunu, bunun da beraberinde bencilliği getireceğini, insanı efendi konumuna taşıyacağını gündelik hayattan örneklerle çok güzel anlatmayı başarmış.
kahramanımız shevek'in anarres gezegeninden urras'a kaçış/sürgünüyle başlayan kitap aslında bildungsroman olarak değerlendirilebilen metin, fantastik bilim-kurgu olarak kurgulanmış. okudukça çok daha fazlasının olduğunu görüyorsunuz. ursula abla sistemler arası müthiş gözlem yeteneğiyle diplerine kadar irdeleyip sonu gelmeyen bir sistem bildungsroman'ını yazmayı başarmış.
ursula k. le guin'in ne kadar büyük bir iş yaptığını shevek'in yaşadığı şeylere karşı takındığın tavırlardan anlayabiliyorsunuz. ayrıca shevek'i de oppenheimer'dan esinlenerek yazmış. bu arada aile dostu anne babasının arkadaşıymış.
odo isimli bir devrimci kadının urras gezegeninden başlattığı devrimsel dönüşüm o zaman için başarısız oluyor ve kendisi de devrimi göremiyor. devrimci dalganın devamlılığı urras'lı yöneticileri endişelendiriyor ve onlara gezegenlerin kolonisi olan annares gezegeninde istedikleri gibi yaşayabileceklerini yani aslında sürgün anlamına gelen devrimi karşılıklı kabulleniyorlar.
urras kapitalist yaşamını devam ettirirken anarres anarşist bir yönetimle devrimsel bir yaşayış başlatır ve yüzyıllar geçer. annares yaşam için zor bir yerdir, balık dışında hiç bir hayvanın olmadığı ormanın, yeşilin yok denecek kadar az olduğu bir çölde yaşamı inşa etmeye çalışırlar. herkes her işi yaparken uzmanlaşabilir de. anarres'in zorunlu koşulları zamanla zorunlu hizmetlerin oluşmasına ve bunu da yönetimsel bir yapının oluşmasına başlar.
urras'a giden shevek'in orada nasıl etkilendiği neleri mukayese ettiği ve nasıl bir geri dönüş yaşayıp kendini yeniden ve olan sistemlerin de eksiklerini görerek inşa ettiğine tanıklık edeceksiniz.
okuyun seversiniz ve okutun onlar da sever.