LORDS OF THE UNDERWORLD SERİSİ
Gena Showalter
Bir zamanlar…Dünyadaki tüm kötülükleri içinde tutan kutuyu korumak için tanrılar birini seçti Pandora.Ama sorun şuydu…
Pandora, tanrıların ölümsüz savaşçıları arasından değil,tek başına bir kadın savaşçı olarak bu onura layık görülmüştü.
Bu karar, onca zorlukla eğitilmiş, sadakatle görev bekleyen ölümsüz savaşçılar için açık bir hakaretti.Gururları kırılmıştı. Kendilerini hiçe sayılmış hissettiler. Öfkelendiler.Ve sonuçta… intikam planı devreye girdi.Pandora'yı kandırdılar.
Kutuyu ondan çaldılar.Ama o kutuyu açmakla, sadece gururlarını değil…
dünyayı da paramparça ettiler.Kutunun içinden çıkanlar,sıradan karanlıklar değildi.
İblislerdi.Güçlü. İlkel. Durdurulamaz.Artık hiçbir zincire vurulamayacak kadar serbestlerdi.
Tanrılar öfkeliydi.
Ve ceza bu sefer sonsuzdu.Kutuyu açan her bir savaşçının bedenine bir iblis hapsedildi.Onları tekrar zincirleyemediler ama kafes yaptılar.Bu savaşçılar artık sadece lanetli değildi…Aynı zamanda iblisleri içinde taşıyan birer canlı hapishaneye dönüştüler.
Ve böyle doğdu:
Karanlığın Efendileri.Her biri bir iblisin taşıyıcısı: Şiddet, Ölüm, Şehvet, Acı, Öfke, Yalan, Hastalık…
Onların hikâyeleri; içsel savaşları, aşkları ve kurtuluş arayışlarıyla dolu.Ve bu serinin ilk adımı Maddox ile başlıyor...
KaranlığınEfendileri#1
Ashlyn ve Maddox’ın yolu ilk bakışta bir tesadüf gibi kesişiyor.Ama bu karşılaşma ne tesadüf ne de sıradan bir tanışma. Ashlyn Dünya Parapsikoloji Örgütü için çalışıyor ve bulunduğu her ortamın geçmişteki tüm konuşmalarını duyabiliyor. Yani yanında sessizlik hiç olmuyor.Bu yeteneği hayatını cehenneme çevirmiş durumda ve çaresizce huzur arıyor. Budapeşte’de yaşayan melek benzeri varlıkların ona yardımcı olabileceğini duyunca kaleye gidiyor. İşte orada Maddox’la tanışıyor.
Ama Maddox için Ashlyn kurtarılacak bir kadın değil şüpheli bir ziyaretçi.Hatta ilk anda onun düşmanlarının,yani avcıların gönderdiği bir tuzak olduğunu düşünüyor.
Çünkü Maddox melek değil.O tanrıların lanetlediği savaşçılardan biri.Yüzyıllar önce Pandora’nın Kutusu’nun çalınmasına karıştığı için arkadaşlarıyla birlikte cezalandırılmış.Her birinin içine bir iblis yerleştirilmiş. Maddox’un payına düşen ise Şiddet.
Ancak laneti bununla da kalmıyor. Pandora’yı öldürdüğü için her gece aynı kaderi yaşamak zorunda kalıyor.Arkadaşı Reyes tarafından altı kez kılıçlanıyor ve ardından Lucien tarafından cehenneme gönderiliyor.Bu döngü her gece tekrar ediyor.Yani Maddox’un laneti sürekli ölüp yeniden dirilmek.Ve en kötüsü, içindeki iblisle durmadan savaşmak.
Ama işin tuhaf ve mucizevi tarafı şu, Ashlyn onun yanındayken,zihnindeki sesler ilk kez susuyor.Maddox ise ilk kez içinde bir dinginlik hissediyor.
İkisi de kırık. İkisi de hayata karşı yalnız. Ama bir araya geldiklerinde hem fiziksel hem ruhsal anlamda birbirlerine sığınacak bir yer buluyorlar.Ashlyn Maddox’a huzur veriyor.Maddox Ashlyn’e sessizlik.
Selamlar...
Ben yine yeni bir seriye başladım tabii ki seri canavarı arkadaşım Elmas’ın (Dallas) gazıyla . Karanlığın Efendileri yıllar önce çıkan, köklü bir seri ama ben ancak şimdi elime alabildim.Elmas gazlamasa başlarmıydım da bilmiyorum .
İtiraf edeyim, başlangıç biraz durağandı. Sayfaları çevirirken birkaç kez devam etmesem mi diye düşündüm ama sonlara doğru işler değişti. Hikâye toparlandı ve hatta kendini sevdirmeyi başardı.Ama şunu da eklemeden geçemem.Bu kitabı ilk çıktığı zaman okusam, eminim çok daha fazla etkilenirdim.Bakalım devamı nasıl olucak.
En Karanlık GeceGena Showalter · Pegasus Yayıncılık · 2011501 okunma