“Beni hemen anlamalısınız, çünkü ben anlatmak için değil, yaşamak için yazıyorum.”
Kalbimin en derinlerinde kendine yer bulan bir kitap oldu Tutunamayanlar. 21 günlük okuma sürecim boyunca aslında Selim’i değil, kendimi okudum. Sayfalar ilerledikçe her cümle beni biraz daha içime çekti, unuttuğum kırıklıkları hatırlattı.
Şuna eminim: Hayatta pek de üzülmemiş, içinin en tenha yerlerinde uzun süre suskun kalmamış insanlar bu kitapla kolay kolay bağ kuramayacaktır. Cümleler onlara uzak, belki de anlamsız gelecektir. Ama bir şeyleri gerçekten yaşamış olanlar, en azından “tutunamama” hâline ucundan da olsa dokunmuş olanlar, kendilerini bir yerlerde mutlaka bulacaklardır.
Bazı cümlelerin altını çizmeye kıyamadım, bazılarını defalarca okudum. Kendimi zor tuttum her satırı alıntılamamak için. Çünkü Tutunamayanlar, sadece bir roman değil; zaman zaman bir iç döküş, bazen bir çığlık, bazen de sessizce içine kapanan bir haykırış.
Okurken bir yere varmak gibi bir derdim olmadı. Zaten Tutunamayanlar, sizi bir sonuca değil, kendinize götürüyor. TutunamayanlarOğuz Atay