Tam Şimdi'nin Sonrası
Puan vermedi·174 syf.··
2025 74. kitabı
Açık konuşmak gerekirse sistemli bir şekilde öğrenilmediği zaman kapsamlı düşünce ve felsefe akımları; bir kitap üzerinden kolayca anlaşılmıyor. Dolayısıyla burayı bazı ufak notlar almak için kullanacağım sadece. Modern kelimesi "modo" kelimesinden gelmektedir. Modo ise "tam şimdi" demektir. Dolayısıyla bu kavram aslında kendinde bir fikir barındırmaz; söylediği şey eskiyi biraz terketmektir. Peki, eskiyi aşarak mı terk edecektir yoksa reddederek mi? Bunu da her bir alt başlıkta ayrıca değerlendirmek gerektiği aşikardır. Post- modern'lik kavramını da Türkçe'ye çevirdiğimizde ortaya kaypak bir şey çıkar; kavramın kendisi de biraz kaypakçadır zaten. " Tam şimdi sonrası" dolayısıyla geleceğe dair bir şey anlatır gibi durur ama fikri şimdiye aittir. Dolayısıyla post-modernizm'e ait her şey "modern"e aittir. Çıkış noktası olarak, bu düşünce ve felsefe akımları başta kendini mimarlıkta gösteriyor; sonra da dil'e sıçrılıyorlar. Ama kitaptaki özetleme resim (sanat) üzerinden başlıyor ve teknolojiyi karşısına alarak. Kameraların olduğu bir dönemde bir şeyin tıpkısını yapmak sanat olmaktan çıkıyor, ve yerine ise "algılama" geçiyor. Gösterilen'in gören'deki algılanmasının izi de bir sürü farklı SANAT kavramları ortaya koyuyor. Gerçekliğin temsili --> Cezanne, Kübizm, Dadaizm ve Gerçeküstücülük Soyutlama --> Yücecilik, De Stijl, Konstrüktivizm, Soyut Dışavurumculuk ve Minimalizm Estetiğin Terkedilmesi --> Kavramsalcılık Yazarlar gelinen noktayı da şöyle tarif ediyorlar: " Sanat yüksek hızlı orijinallik arayışı içinde gözden yitmiştir." DİL konusunu da " yapısalcılık" açısından değerlendirmeyle başlar yazarlar. Yapısalcılık bir şekilde dil'i ortak bir kümede eriterek öznellikten uzaklaştırarak bunu da sistematik bir noktaya getirme çabasıdır. En azından böyle düşünme çabasıdır. Yapısalcı düşünce kuramında dil şöyle bir hal alır: İkili karşıtlıklarla işleyen işaret sistemi --> sentegmatik (birleşim) ve paradigmatik (yerdeğiştirme) İfade özelliklerinde ise --> Metafor (mecaz) ve metonimi (yakınlıklar) Ve ayrıca yapısalcılar dilin semiyoloji alanını da ortaya koyalar; dil bir şeye işaret edebilir. Bir yemek menüsündeki moda, reklam, mit, mimari ve benzeri şeylerin şifresini çözmek amacıyla kullanılabilir. Derrida'da ise bu yapısalcıların tam karşısında duruyor ( Açık konuşmak gerekirse buradaki farklı kampları ancak Derrida'da yapısalcılara karşıdır diyecek kadar anlıyabiliyorum). "Derrida, özcü "anlam kesinliği" anlayışına karşı, yapısalcılığın temel fikrini, yani anlamın imlerde ya da onların gönderme yaptığı şeylerde içkin olmayıp imler arasındaki ilişkilerin sonucu olduğu görüşünü harekete geçirdi. Bu görüşün radikal "post- yapısalcı" içerimlerini ortaya koydu. Ona göre anlam yapıları (ki onlarsız bizim için hiçbir şey varolamaz) onları gözlemleyenleri de içermekte ve işe karıştırmaktaydı. Gözlemlemek, etkileşimde bulunmak demekti. Dolayısıyla, yapısalcıların ve diğer rasyonalist görüşlerin kendileriyle gözlemlenen arasına "bilimsel" bir uzaklık koymaları, savı savunulabilir bir tutum değildi. Yapısalcılığın görüşü bu noktaya kadar doğruydu. Yanlış olan, akıldan geçen her şeyin evrensel, zaman dışı ve durağan olduğunu varsaymaktı. Bütün anlamlar ve kimlikler (kendimizinki de dahil) geçici ve göreliydi, çünkü bunlar tam kapsayıcı değildi-daha önceki bir farklılıklar ağına kadar izlenebilir, oradan da daha öncekine götürülebilir ve bu durum sonsuza (ya da anlamın "sıfır derecesi"ne) kadar uzatılabilirdi." Sonrasında ilgimi çeken bir diğer başlık "GERÇEKLİĞİN TAKLİDİ'NE" sıçrıyor. Burada yazarların örneği çok çarpıcı. Washington'daki soykırım müzesine giren ziyaretçilerin müzeden çıkarken yaşadıkları deneyim ile birlikte çöpe attıkları ziyaretçi kimlik kartları (bir soykırım kurbanının asli kimliği), meşrubat kutuları ve çikolata çöpleri ile soykırımı ne kadar yaşadıklarını sorar kitabın yazarları. Artık gerçek kaybolmuştur; aslında gerçeklikten de tek istenen ticari bir fayda sağlamasıdır. Bundan fazlası beklenmemektedir üst-gerçeklikten. Bu da belki bizi gerçek bir soruya itebilir. Post- modernizm gerçek midir yoksa sanal mıdır? Burada Baudrillard'ın simülarklarına değinilmiyor; sorulan soru gerçekte olan "modernizm olan bir post-modernizm" nedir belki de ?
PostmodernizmRichard Appignanesi · Milliyet Yayınları · 199870 okunma
·
45 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.