Puan vermedi·248 syf.··Beğendi
· Yalnızlığın, ölümün ve geçmişin gölgesinde bir hayat… ‘Kıştan Sonra’ okurunu kendi içine doğru bir yolculuğa davet ediyor.
Okurken içimin üşüdüğü, son sayfayı kapattığımda ise uzun süre sessiz kaldığım bir kitap bu…
Banu Karakaş’ın özenli çevirisiyle Kıştan Sonra, soğuk bir trajediyi şiirsel bir iç yolculuğa dönüştürüyor.
Nietzsche’nin Salome’si, Gülün Adı’nın elyazmaları, Tolstoy’un Kreutzer Sonatı… Sayfalarda yeniden can buluyor.
Her karakter, kendi trajedisinde yankılanan evrensel bir sesi taşıyor.
Claudio’da, çocukluk travmalarının yetişkinlikteki yankısını, yalnızlığın ve aidiyetin karmaşık doğasını görüyoruz.
Tom ile Cecilia arasındaki ilişki ise aşktan çok vefaya işaret ediyor, ortak ilgi alanları ve kültürel birikimden doğan derin bir bağlılık.
Haydee karakteri, dostluğun en zor zamanlarda anlam kazandığını hatırlatıyor.
Evet, kitapta aşk var; ama onun kadar ölüm de var, kayıp da, özlem de. Tüm hüznüne rağmen neredeyse şiirsel bir dilde yazılmış. Nettel’in kalemi ve Karakaş’ın çevirisiyle, metin su gibi akıyor.
Guadalupe Nettel yalnızlıkla, sevgiyle, ölümle kurduğumuz o hassas ilişkileri derinlemesine irdeleyen bir yazar. Daha önce Yoldan Çıkanlar ile tanışmış ve öykülerini çok sevmiştim. Bu roman ise unutamayacağım karakterlerle tanıştırdı beni.
Benzersiz Kızım kitabıyla Uluslararası Booker 2023 kısa listesinde yer alan Nettel edebiyatta kendine özgü sarsıcı bir ses. Henüz tanışmayanlara özellikle #tavsiye edeceğim bir yazar.
@liverayayinevi @banukarakasben çevirisiyle #kıstansonra
#kıştansonra #guadalupenettel #modernedebiyat #aysegullvekitaplar #banuKarakaşçevirisi #kitaptavsiyesi #bookstagram