Puan vermedi·536 syf.··Beğendi
· NAR AĞACI
İran’dan (Taht-ı Süleyman) Trabzon’a gelen bir halı tacirinin hikayesi anlatılıyor.
1. Trabzon 1916’da Rus işgaline uğruyor.
2. Ateşgah zerdüştilerin ibadet yerleri. Taht-ı Süleyman’da ateşgah var.
3. Eyvan: 1. Teras, sundurma, ayvan. 2. Bir tarafı dışarıya açık olan oda, ayvan, Balkon, Evin oda kapılarının açıldığı salon, hayat
4. Cepken: Kolları yırtmaçlı ve uzun, yakasız üst giysisi
5. Trabzon’da müslüman, Ermeni, Rum hep beraber yaşıyorlar. 1 Ekim 1912’de Balkan seferberliği ilan ediliyor. Sultan Mehmet Reşat zamanında oluyor. 1912’de Mustafa Kemal Trablusgarp savaşında parlayan bir isimdi sadece.
6. Kagir: Taş veya tuğladan yapılan (yapı)
7. Peyke: Genellikle eski iş yerlerinde bulunan, duvara bitişik, alçak, tahta sedir
8. Müştemilat: eklenti
9. Eski zamanlarda Trabzon’un Rum ve Ermeni mahalleleri Müslüman mahalleleriyle bu kadar içiçe değildi ama zamanla şehir içinde sınırlar atlanmış, diğer mahallelere dal budak sarılmış. Müslüman mahallelerinde de evler açılmıştır.
10. Gençlik bilse, ihtiyarlık yapabilse.
11. Sultan Hamid döneminde kimin kimi jurnalleyeceği belli değildi. Baba evladından, komşu komşusundan korkar olmuştu. Sansür ileri boyutlardaydı.
12. Osmanlı 72 milletiyle asırlarca gül gibi yaşadı.
13. Erleri ve erbaşları İranlı olsa da Rus subayları tarafından yönetilen varlığını 1. Cihan Harbi yıllarında hissettirmişti.
14. Atlar rüzgardan yaratılmıştır.
15. Gelen canından aziz bildiği oğlu da olsa o karşılamaya çıkmaz, kendisine gelinmesini beklerdi.
16. Zerdüştilere göre ruh bedenden ayrılınca geri kalan ceset artık kirli bir şeydi ve bir an evvel götürülmesi gerekti. Ölülerini açık havada kuşlara bıraktıklarına dair bir tevatür vardı. Bir kule (Sessizlik Kulesi) var. Oraya tırmanıyorlar. Orada akbabalar, leş kargalar var. Oraya tırmanırken büyükçe bir mendille (payvand) ikişer ikişer birbirlerine bağlanıyorlar. Bir tek ceset yalnız gidiyor. Payvand geleneği insanın yalnız başına eksik olduğunu ifade eder. Misafir ile payvand bağlama da misafire verilen değeri gösterir. Ölünün ruhunun 3 gün 3 gece bu dünyada kaldığına inanıyorlar. Onlarda da iyilik kötülüğe göre cennet-cehennem inanışı var. Aslında ateşe tapmazlar. Ateş saflığın, katışıksız temizliğin, kirlenme ihtimali olmamanın simgesidir. Hristiyanlığın haçı gibi mesela. Ölüleri toprağa gömmemelerinin nedenleri havanın, toprağın, suyun ve ateşin saflığına inanıyorlar. Bu dört unsur temiz olunca doğa da temiz oluyor. Oysa çürüyen bir insanın bedeni toprağı kirletir.
17. Daha sonra yasaklanıyor ve Zerdüştiler de ölülerini toprağa gömüyorlar.
18. Meyus: Üzgün, karamsar
19. Aşkın sebebi yok, zamanı var. An geldi.
20. Sultan Reşat’ın annesi Gülcemal
21. Batum, 93 Harbi’nden bu yana Rusya İmparatorluğu’nundu ama halkı hala 72 millet bir aradaydı.
22. Elmas biline en sert maddeydi. Kendisi her şeyi kesebildiği halde hiçbir şey tarafından kesilmiyordu. Bir elmas ancak başka bir elmas tarafından kesiliyordu.
23. İran taraflarında Rus üniformalı Ermeni askerler vardı.
24. Memat: ölüm
25. Bir felaket, başka bir felaketi kovar, korkma.
26. Ermeni çetecileri de vardı. Masum Ermeniler de vardı. Ama tüm Ermeniler Musul’a gönderiliyorlardı. Göç koşulları çok kötüydü. İhanet edenle masum olan ayrılmıyordu. Bu sırada Hacıbeyler’in komşusu da sürülüyor ve çocuklarını yolda ölmesin veya yetimhaneye götürülmesin diye Hacıbeyler’e ve Büyükhanım’a bırakıyorlar. Sonra Rus ordusu Trabzon’a dayanınca Türkler de İstanbul’a gidiyorlar. Onlar da yolda açlık gibi birçok zorlukla karşılaşıyorlar. Derken bütün muhacirleri tifüs ve sıtma da kırıp geçiriyor.
27. Ayva yaprakları veya kabuğundan çay yapıyorlar.
28. Zor zamanlarda yoksulun bilgisi daha geçerlidir.
29. Rum ve Ermeni çeteleri iyice azıtıyorlar.
30. Ey sıkıntı şiddetlen, nasılsa geçeceksin.
31. 1915’te Osmanlı’nın parası 108 kuruştan 100 kuruşa düşüyor.
32. Bu dünyada çaresiz dert yoktur. Yeter ki karşılında feda edebileceklerin olsun.
33. Aşkın nizamı parçalanınca her şey göze abes görünmeye başlar. İnsan içinden yenilenmeyince dışından eskir.
34. Bir oyun(Soruların cevabı k ile)
_ Nerden geliyorsun?
_Karadağ’dan.
_Nereye gidiyorsun?
_Karadeniz’e.
_Bineğin ne?
_Katır.
_Havada ne var?
_ Kar.
_Başka?
_Karga, kasırga.
_Heybende ne var?
_Kağıt.
35. Stalin zamanında birçok katedral yok olmuş.
36. Kimse kimseyi mülk edinmeden özgür ama birbirne de ait, en uzak zamanda ve mekanda bile böyle.
37. Işıkla yazmak değil miydi fotoğrafın manası?
38. Kavi: 1. Dayanıklı, güçlü, zorlu: “Türkler dünyanın en cesur, en asil, en kavi bir milleti idi.” -Ö. Seyfettin. 2. zf. Sıkıca: Kavi tutun merdiveni.a
39. İran’ın da Osmanlı’nın da kaderi Rusya’nın alnında yazılıydı.
40. Sevene kadar beklerim. Yeter ki beni boşluklarına doldurmaya kalkma ve bir başkasının yerine koyma.
41. Birilerinin mucizesi olmak lazım.
42. Ermeniler Bolşeviklere yardım ediyorlar.
43. Artık olmayacağını biliyorum. Aşk benim kalbimi yakıyor, seninkini yalayıp geçiyor. Ben tam merkezine koyuyorum aşkı hayatımda, sen başka bir şeyin yerine koyuyorsun. Aşkın yeterincesi olmaz benim hiç olmamış sevgilim. Var olduğu müddetçe vardır o. Sen bir parça unutmak uğruna benim kapımı çaldın. Aşk değildi bu. Aşk olsa hesap yapacak mecali bulamazdın.
44. Aşkı yorumlar, akletmek öldürür.
45. Rus ordusu çekilirken, onlardan kalan boşluğa Rum ve Ermeni çeteleri dolmuş, Rusların yapmadığı zulmü onlar yapmıştı. Türk ordusu Rusların aldığı şehri Rum ve Ermeni çetelerinden geri almıştı bir bakıma.
46. Trabzon, 22 ay Rus işgali altında kaldı. Birçok evrak Ruslar tarafından alınmıştı. Temmuz 1917’de de Rumlar birçok evrakı tahrip ettiler.
47. Evler eğer yanmamışsa, kapıları kırılmış, içlerindeki eşya yağmalanmıştı.
48. Sen öyle çağırmasan ben böyle gelmezdim. Ben böyle çağırmasam, sen öyle gelmezdin. ( başka büyük aşklardan gelen Zehra ve Setterhan’ın bağlantı cümlesi.)