“Bazı kitaplar vardır, okuyunca çocukluğunu hatırlarsın… Şeker Portakalı da tam öyle bir kitap.”
Küçücük bir çocuğun, Zezé’nin dünyasına adım attığınızda bir daha eskisi gibi olamıyorsunuz. Yoksulluğun, şiddetin ve sevgisizliğin ortasında nasıl da kocaman bir yüreği taşıyormuş o minik beden… Ve biz, büyümüş koca insanlar, onun hayal gücünde, yalnızlığında ve içimizde susturduğumuz çocukla yeniden yüzleşiyoruz.
Zezé sadece bir karakter değil, aslında hepimizin içindeki o küçük ama konuşmayı unuttuğumuz çocuk. Acıya rağmen gülümsemeyi öğrenmiş, bir portakal fidanıyla bile dostluk kurabilmiş bir çocuk…
Her sayfasında içimi burkan, bazen utandıran ama en çok da duygulandıran bir kitaptı. Bitince boşlukta kalmak, Zezé’yi orada bırakmak çok zor geldi. Hâlâ içimde bir yerlerde o portakal ağacının altında onunla konuşuyorum sanki…
Bu kitap sadece okunmaz, yaşanır.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos