10/10
·496 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
Merhaba Bugün size kalbimi çalmış bir kitaptan bahsetmek istiyorum: BELKİ Kitabı elime aldığımda bu kadar derinden etkileneceğimi hiç tahmin etmemiştim. Sayfaları çevirdikçe sadece bir roman değil,aynı zamanda yaşanmış acıların, bastırılmış duyguların ve kayıpların gerçek bir tanıklığıyla karşılaştım. Sema Soykan, kalemiyle sadece yazmıyor, adeta yaşatıyor. Her satırda, Kıbrıs’ın acılı geçmişine,halkının suskun çığlıklarına,yıllarca konuşulamamış hikâyelerine dokunuyorsunz. Kitabın içeriği tarihsel bir arka plana dayanıyor olsa da, yazarın dili öyle akıcı, öyle etkileyici ki bir tarih kitabı okuyor gibi değil, yaşananları birebir deneyimliyormuş gibi hissediyorsunuz. İngiliz Sarah’ın adaya gelişiyle başlayan yolculuk, sadece bir film çekme planı değil; geçmişin karanlık sırlarının, yitirilen hayatların ve yürek burkan gerçeklerin izini sürmek oluyor. Sevgi ve Yiğit karakterleri ise bu romanın kalbini oluşturuyor. Onların geçmişle yüzleşmeleri, kendi iç çatışmaları ve aşkları beni derinden etkiledi. Zuhal, Elena, Osman Nuri amca gibi yan karakterlerin hikâyeleri ise kitaba bambaşka bir katman katmış. Hepsi birer anı defteri gibi; her biriyle ağladım, düşündüm, içim acıdı. Özellikle Kanlı Noel, Kapalı Maraş, EOAK terörü gibi dönem gerçekleri gözümde canlandı. Sanki o sokaklarda yürüyormuşum gibi, sanki ben de o kayıplardan biriydim. Kitap boyunca hem tarihsel bilgi edindim, hem de unutmamamız gereken çok kıymetli bir mirasa tanıklık ettim. Acının, göçün, kaybın ve en çok da direnişin romanı bu. Ama aynı zamanda umutla, sevdayla, vatan sevgisiyle yazılmış. Sıradan bir okuma deneyimi değil, insanın kalbinde iz bırakan türden. Sema Soykan’ın emeğine,araştırmasına ve duyguyu bu kadar içten aktarabilme yeteneğine hayranım. Okuduktan sonra uzun süre etkisinden çıkamadım. "Belki", sadece Kıbrıs’ın değil, bu topraklarda geçmişi taşıyan herkesin hikâyesi. Tarihi romanları sevenlere değil sadece, gerçekten yaşanmışlıkları hissetmek isteyen herkese öneriyorum. Kırıldığı kadar kırmak, acıtıldığı kadar acıtmak üzüldüğü kadar üzmek istiyordu aslında ama çok yorgundu; kalbi, aklı, bedeni... Olan olmuştu artık. İlk hatalar saflıktan ama tekrarlananlar aptallıktandır. Haksız mıyım?.. Pişmanlık duymak, keşke kabul etmeseydim diye hayıflanmaktan iyidir. Ömer seyfettin'in o harika sözü... Mademki Türküz, O halde Türk gibi yürür, Türk gibi düşünür, Türk gibi duyar ve Türk gibi yazarız... Turp gibi de okumalı ki işe yarasın. Sonsöz 'den... Bu topraklar bize ATA 'mızdan, atalarımızdan miras. Korumak da bir nevi vasiyet. Vasiyet de bir plan değil midir? "Düşündürmek için, dikkat çekmek için sormak da sorumluluktur." Sözün özü; Kahramanlarını Unutan, Şehitlerine Değer Vermeyen Milletler Susuzluktan Kökleri Kuruyan Ağaçlar Gibi Yok Olmaya Mahkûmdur. Sözün sonu; Kıbrıs'a Dikkat Etmeliyiz. Çünkü bu ada bizim İçin çok ama çok önemlidir. Bayrağı hür dalgalanan ülkelerin halkları da hür olur... Ne Mutlu Türküm Diyene OkuyunOkuyun ki geçmiş unutulmasın, sessiz kalan sesler duyulsun.. @semasoykan @dogan_kitap Semra #belki #engelsizokurlaokuyoruz #mertvedurununannesininkitaplari #mertveduruileokumazamani #kitaptutkunuayse
BelkiSema Soykan · Doğan Kitap · 2025593 okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.