Ön kapakta Teneke Trampet ve Yüzyıllık Yalnızlık etkisi vereceğini vaat etmesine ve kitabın ilk satırlarına vurularak almıştım. Elbette bu eserleri okuyan bilir ki onların tadı bambaşka ancak bir biyografinin büyülü gerçeklik etkisinde yazılmış olması okuma sürecini hayal dünyası ile harman ediyor ve kahramanımız ile hem yaşamında hem de iç dünyasında doyulmaz bir yolculuğa çıkarıyor. Özellikle kitabın sonlarına doğru neden Yüzyıllık Yalnızlık'ı anımsatacağı mevzusunu daha iyi kavradım. Tesla, hayatını ona inanmayan, onu kıskanan, imkansız diyip duran, maskeler takan insanlarla geçiriyor. Açıkçası dünyadan haz ettiğini de sanmıyorum. Çünkü o elektriğe aşık. Hayatı boyunca kendini sadece keşfe adıyor. İcatlar yapıyor. İcatlarına inanmayanlar sonra onun icatlarını kullanıyor. Tesla, hayatını hep yoksulluk ve acı içinde geçiriyor. Acısı da öyle fiziki acı değil. Ruhen acı çekiyor. Budistlerin inanmadığı o ruhu hissettiğinden bahsediyor. Ve yazar bizi 1800'lerden 1940'lara doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap içerisinde sadece Tesla okumakla kalmayacak dünyanın icatlarla yaşadığı dönüşüme de şahit olacaksınız. İcatların kötüye kullanımı da bu dönüşüme dahil etbette. 1930'lardan sonra reklamlar, radyo ve Orson Welles de değinilen konular içerisinde yer alıyor. Ve elbette kaçınılmaz dünya savaşları... Hala etkisindeyim. Daha güzel cümleler kurmak isterdim ama ben hemen okuma peşinden yorum girmeyi daha çok seviyorum. E bazen hisler tam geçerken bazen de tutukluk yapıyor işte. Şu an ne desem eksik kalır gibi. Tesla'yı sevdim. Ancak keşke bazılarının değeri yaşarken bilinse. Öldükten sonra sevildiğini göremeyecek ki️ #alıntı Fikrimi çalmaları mühim değil... Asıl mühim olan kendi fikirlerinin olmaması