Uzun HikâyeMustafa Kutlu
" Bazı göçler her ne kadar konum olarak yapılsa da asıl göç yüreklerimizdedir."
Merhaba 1000Kitap ailesi, bugün size Mustafa Kutlu'nun değerli eserlerinden " Uzun Hikaye" adlı eserinin incelemesi ile geldim. Değerli yazar, Kutlu'nun okuduğum beşinci eseri her biri de birbirinden harika eserler. Eserlerinde vermek istediği mesajlar, dili, uslübü... Mustafa Kutlu başkadır diyorum.
Eser, düzene baş kaldırışlığın getirdiği bir Bulgar ailesi dede-torunun göç öyküsüyle başlar. Yazar, hem yaşam koşullarının ağırlığını anlatmış hem de Ali karakteri ile okuyucuya cesaretini tanıtıyor. Kitabı okudukça Ali karakterine hayran kalacaksınız. Eser genellikle adalet ve dürüstlük gibi kavramları vurgulanmaktadır. Verilmek istenen mesaj ise hayatta nereye gidilirse gidilsin insan hayatın her zaman başlangıç noktasına geri gelecektir. İnsanlar büyük değişim beklese de tekrardan olduğu yere geri dönmektedir. Topraktan geldik, toprağa gideceğiz gibi... Bizlere gerçeği her sayfasında gösteren bu öyküyü özellikle manevi duyguların gücünü görmek isteyenlere tavsiye ediyorum.
Kitaba başlar başlamaz sizi içine çeken bir olay örgüsü var ve bir çırpıda bitiriyorsunuz. Kitabın akışı, bütünselliği, olay örgüsü, zaman ve duygusal geçişler, diyalogların gerçekliği harika bir şekilde işleniyor ve verilmek istenen mesajları yürekten hissediyorsunuz.
" Nereliyim acaba?
Bunu kendime de sorar bir cevap bulamam. Coğrafyaya, mekana dair bir bağlanma, bir aidiyet duygusu yok bende." (18.sayfa) der Mustafa Kutlu.
Aslında hiçbirimiz bu dünya denen yerde kalıcı değiliz. Bu dünya bir göç dünyasıdır. Her birimiz ortalama 60-70 yıl hüküm sürüp gideceğiz Belki daha da az, ama insanoğlu bu dünyada denen yerde yine de yer edinmek ve kök salmak ister.
" Ancak hayat dediğin nedir ki? Anlaşılmak bir sır. Kurduğumuz düzen hep böyle sürüp gidecek sanırız. Birden ip kopar, Işık söner, her şey darmadağın olur." ( 12. Sayfa)
Üstad Mustafa Kutlu, dünya denen bu yeri ve hayat kavramını bu alıntıyla çok güzel özetlemiş aslında.
Kitabın Özeti:
Bulgar göçmeni olan ailenin ve sonrasında dede ve torunun hikâyesi ile başlayan kitap, daha önce hiç bir yere yerleşmemiş olan ailenin yaşadığı zorlukları, hayata tutunma mücadelesini anlatıyor.
Bulgar göçmeni olan Ali ve Münire genç yaştan beri birbirlerini seviyorlar. Münire'nin abileri ve ailesi İstanbul'da başına buyruk, belalı tiplerdir. Münire'ye göz açtırmazlar ve Ali ile görüşmesini engellemeye çalışırlar. Buna rağmen Münire ile Ali her fırsatta buluşur. Bir gün Münire'nin zengin bir isteyeni çıkar. Abileri, kız kardeşlerinin mutluluğunu değil sadece parayı düşündükleri ve çıkarları için bu evliliğe onay verirler Münire' nin iyiliğini düşünmüyorlar. Buna duyan Ali, Münire'nin abilerinin yönettiği sinemayı bir gece yakar ve Münire'yi o gün kaçırır. O gün hayat mücadeleleri başlar.
İki aşık çok uzun bir süre yolculuk yaptıktan sonra yabancısı oldukları bir kasabaya gelirler. Gidecek yer olmadığı için burada hurda bir vagona yerleşirler. Oradaki halk, onların bu durumuna acır ve onlara boşta olan bir evi verirler. Belli bir süre bu kasaba da kalırlar ama sonra da olumsuzluklar, geçim ehli olmayan bencil insanlar burada da peşlerini bırakmaz ve tekrar yola koyulurlar. Yeni geldikleri kasabada çocukları olur. Adını Mustafa koyarlar. Münire, birdenbire hastalanır ve vefat eder. Artık Ali ile oğlu Mustafa baş başadır ve harika bir baba- oğul ilişkileri vardır. Yeni gittikleri kasabada Ali, bir kitapçı açar, tabelaya da " Hayat kitapla güzel" yazısını asar. Oğlu da ona yardımcı olur. Ancak kasabadakilerin kitaba ilgisi çok azdır...
Kitap boyunca Ali karakterini düşündüm, böyle insanlar var mı, Ali karakterine hayran kaldım.
Ali'nin mertliğine , dürüstlüğüne, adaletine, sevgisine ve güvenilirliğine... Sevdikleri için ölümü bile göze alacak kadar cesur. Ali'nin bu hayatta tahammül edemediği tek şey haksızlıktır. Adaletten hiçbir zaman şaşmaz. Sadece kendisi ya da sevdikleri için değil, hiç tanımadığı insanların bile haksızlığa uğramasına karşı çıkar. En fazla önem verdiği şey ise eşi ve çocuğu. Böyle insanlar var olduğu sürece dünya daha yaşanılabilir bir yer olacaktır, böyle cesur, erdemli, dürüst insanların, Alilerin çoğalması dileğiyle... Yazar'ın vermek istediği mesajlardan biri de bu aslında.
Uzun Hikâye'nin dikkate değer bir diğer özelliği de üslubu ve dilidir. Yazar harika eserini oldukça akıcı bir dil, ve üslupla sohbet havasında yazmıştır. " Kitapların bir kaderi vardır" der yazar.
Uzun Hikaye adlı bu eser kısa ama derin ve dokunaklı bir kitap, eseri okurken hem düşünüyor hem hissediyorsunuz.
Mutlaka okuyun ve okutun derim. Değerli yazar Mustafa Kutlu ile tanışmak isteyen için harika bir eser ve güzel bir başlangıç olacağını düşünüyorum. En sevdiğiniz veya sizlerde etki bırakacak kitaplar arasında kendine yer bulacağına inanıyorum...
Herkese Keyifli Okumalar Diliyorum...
Kitapla kalın. " Hayat Kitapla Güzel. "