Gönderi

6/10
·176 syf.··
2025 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 19 Temmuz 2025 00:00
:;^D okurken içimi çok kötü yapan bir kitap. Uzun uzun edebi bir inceleme yapmak için ne vaktim ne de kabiliyetim şu anda mevcut, ancak söylenmesi gereken bir kaç şey var. Bu kitap Halit Ziya'nın ilk romanlarından, zira kendisi bunu Hizmet Gazetesinde (Izmir) 1887 civarında yayımlamıştır. Halit Ziya'nın diğer romanlarını okumuş olanlar, bu kitabı ellerine aldıklarında kitabın konusunun Ahmet Mithat Efendi'nin işlediği konulara çok benzer olmasına rağmen, kitapta ilerledikçe Halit Ziya için ne kadar da tipik bir roman olduğunu hemen anlayacaklardır. Halit Ziya'nın bir huyu vardır ki, kitaplarını çerçeve gibi kurgular ve soy ile alakalı parelellikleri pek sever (soyaçekim ve kadercilik, bir nevi bovarizm). Aşk-ı Memnu'da Bihter ve Firdevs'in ilişkisinin pek fenası, bu romanda İkbal, Mazlume ve Mihriban arasında. Bu üçlü arasında gelişen ilişki, aralarından biri ayrıldıktan sonra bile onun gölgesi altında ilerlemeye devam ediyor ve bir nevi üç kuşaklı bir fuhuş rezaletine şahit oluyoruz. (Mazlume Ikbal'in çocuğu değil, biliyorum.) Kitap fuhuş için çevreyi ve kaderi suçladığı kadar 13-14 yaşındaki ana karakterini de yerden yere vurduğu için beni pek rahatsız etti, ancak 19. yüzyıl sonunda yazılmış didaktik olmaya çalışan bir Osmanlı romanından ne beklenir ki? Dönem için böyledir diyerek yüzümü ekşittim ve okumaya devam ettim. Spoiler---------- Bekaret, evlilik dışı kaybedildiği anda insanı hayvanlaştıran ve kötü alışkanlıklara meyyal yapan bir düğme gibi görüldüğünden ötürü Mazlume cidden çok haksızlığa uğruyor ve ona edilen küfrün yarısı kadarı ancak onu bu yollara sürükleyen insanlara ve topluma ediliyor. Bir iş varsa onun müşterisi vardir. Fahişeliğin sebebi kadınlar değil, erkeklerdir. Bunu gerçek dünyada unutmamak gerek. Tabii ki de işin sonunda fahişelik etmek Mazlume'nin (Ihsan'dan intikam almak için) şahsi bir kararıydı. Ve Ihsan'ın hal ve hareketlerini yazar pek ağır eleştiriyor, Mazlume ve onun annesinden pek laf işitiyor, hainliği yüzüne defalarca vuruluyor ve akıl sağlığını kaybediyor yavaştan. Bu tipik bir aşktan delirme de değil, karabasanlı, halüsinasyonlu, vicdan azabının iliklere kadar işlediği ve dönemine göre pek yeni bir delirme tablosu. Ancak Mazlume'ye, tecavüze uğrayıp hamile kalmış ve fuhuş evinde yaşamayı Ihsan'ın yanında yaşamaya yeğlemiş bir ÇOCUĞA bu derece hareketlerin edilmesi okurken beni pek iğrendirdi. Ki yanlış anlaşılma olmasın, Halit Ziya bunun da bir eleştirisini yapıyor. Mazlume'nin neden bu halde oldugunu devamli sorgulamasi, insanların ikiyuzlüluğünün surekli dile getirilmesi, para ve statunun yoklugunda insanların nasil sefalett3 yaşadığını pek detaylı anlatmis ve karakterlerimiz Ahmet Mithat'ın yazılarındaki gibi iki boyutlu değil, nereden nereye geldikleri detayla anlatılıyor Halit ziyanin tarzına yaraşir şekilde. Yine de. Mazlume'nin akıl sağlığını yitirmesi ve "beyninin erimesi", özellikle kitapta defalarca kere hayvanlaşmasına dair olan yorumlara yaraşır bir şekilde Ihsan'i boynundan ısırıp damarlarını kopararak öldürmesi --- Ikbal'in geçirdiği histeri ve beyin zarı iltihabı sonucu vefatı, ölmeden önce de Ihsan'ın hainliğine sinirlenip ona saldırmaya yeltenmesi ile parelel. Mihriban'ın önce kendi kızı Ikbal'i fuhusa itmesi, sonra Mazlume'yi fuhuşa itmesi de öyle. Kitap Mazlume'nin dışarıda donmak üzereyken bulunup Mirhiban tarafından "kurtarılması" ile başlayıp sonuca bağlanıyor ve kışın baslayıp kışın bitiyor. Ek olarak Ahmet mithat'ın fuhusa sürüklenen bir kızı anlatan "Henüz On Yedi Yaşında" eserine de direkt bir gönderme var. Mazlume bu kitabi okuyor meraktan.
SefileHalid Ziya Uşaklıgil · Kapra Yayıncılık · 20211,854 okunma
·
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.