Bir müddettir kitablardan uzağam - en azından hiss ettiklerini bize hiss ettirir onlar- dürüstlük bu..
İsti yaz gününde kitab ağır gelsede ağır bir kitabı seçim ettim- Emily Brontёnin - Uğultulu tepeleri' çox şey anlatır gibi
Yazar deyir- kederli olmağın senin hessaslığın
Özünü suçlamaman senin zekan
Yeniden toparlanman ise senin gücündür
Ve insanın iddialarından vurulması- tebessüm ettirsede - qapı kimi çarpır üzlere..-bezi iddiaların çöküşü senin gözlerin önünde baş verir-Bir ruha toxunmadan onu sevdiyini iddia etmek bir odaya girmeden içinde yaşamayı ferz etmek kimidir- bu yalnızlığın ve inadın nefes arayışıdır- eşq deyil"
Bezi insanlar sizi gerçekden sevdiyi üçün deyil sevgini ferqli hiss edişinizi kayb etmek istemez -"sen ne kalpsiz bencil birisin,o kızı o kadar sevir görünürken göz yaşlarını hep kendine saklıyorsun,orada rahat rahat yatıyorsun-( sayfa 305) romanda yaz gününde soyuq fırtınalı bir duyğu yaşayırsan..
-birini sevmekle ona ulaşmak arasındakı uçurumu anlatır burada
Bu kitabda sevgi teravetli deyil- yazar sevginin içindeki qaranlığı göstermeye çalışır- isteyir ki oxucu hiss etsin -sevmeyin ağırlığını, nankörün qezebini en çox da sevilmeyin yoxluğunu
Susmaq bezen sessizlik deyil mükemmel bencillikdir;
Heathcliffin sert davranışı sürekli vurğulanır- o qürurludur lakin bu gürur özünü qoruma mexanizmidir bu genelde sevgi göstermeyen lakin sevgi gözleyen insanları anlatır- sevgiye möhtac bir ruhu daşısada onu keçilmez,sertlikle örtür- bezi üreklerde sevgi bir oyun kimidir- itirmekden qorxmur- qorxduğu onu helede unutmadığını bilmek- ve düşündürür yenede- belkede ruh deyilmiş hedefi- tesadüfü diqqet idi
@uğultulu tepeler@e Emily Brontë