·256 syf.····Okunma: 20 Temmuz 2025 15:59 Seneler önce TV dizisi olarak izlediğim Çocukluğun Sonu, bir senaryo olarak vasattı ve kitabı okuduktan sonda gördüğüm üzere, kitabın derinliğine bir görsel karşılık bulmak anlamında da başarısızdı.
Arthur C. Clarke'ın romanı ise okuduğum en şaşırtıcı bilim kurgu eseri olabilir. Elbette bu yazar her ne kadar bilim kurgunun en büyük yazarlarından olsa bile bir ursula k. Le guin değil, antropolojik gözlemler le guin'deki gibi edebi bir yetkinlik ve insana edebiyatın güzelliğini hissettiren muazzam hikâyelere dönüşmüyor burada, ancak Arthur c clarke'ın heyecansız ama gözlemci, soğuk üslubu; yaşanan olayların, korkunçlukların, insan duygularından ayrı bir şekilde sıradanlığının verilebilmesi anlamında da etkileyici. Başka bir yazarın metninin bir duygu kaşımasına, duygusallık talebine dönüşebileceği yerlerde Arthur C clarke sessiz sedasız insan türünün yok oluşunu, bunun sıradanlığını, evren içerisinde kendimize anlattığımız hikâyelerle şişirdiğimiz egomuz ve kibrimiz dışında fazla bir şey olmadığını ve kendimizi çok abarttığımızı söylüyor. Burada oluşan bir yabancılık hissi var ve bunu çok beğendim. Yani insan türünden olmayan ve lâkin iyi niyetlerle bizleri kontrol eden canlıların da bir roman kişisine dönüşememesi, insanlarda olduğu gibi yüzeysel kalmaları bence romanın lehine işliyor. Bir anlamda mesafeli bir şekilde okumuş oluyoruz kitabı, kişilere değil de olayların akışına ve zaman değişikliklerine , atlamalarına odaklanıyoruz. Hükümdarlar'ı, insanları ve diğerlerini uzun bir zamana yayılan hikâye içerisinde farklı zamanlarda gözlemleme şansımız oluyor. Böylece Le guin'in başka kültürler içerisinde insan ve insan olmayan canlıların hikâyeleri ile edebiyata dönüşen hayâl gücü, burada Clarke 'ın daha gözlemci, daha sığ sularda ve lâkin düşünsel anlamda en az Le guin kadar etkileyici dünyası olarak karşımıza çıkıyor. Sonuç: muazzam.
Kitabı çok beğendim ve okuduğuma da çok memnunum. Kesinlikle öneririm.