Mis gibi kitap okuyun..!
Spoiler içerir!
Kitap Arkadiy Kirsanov ve yakın arkadaşı Yevgeniy Bazarov'un, Arkadiy'nin ailesinin yanına gelişleriyle başlıyor. Bu iki genç temsil ettikleri yeni düşünce biçimleriyle (özellikle de Bazarov'un nihilist görüşleriyle) bir önceki kuşağın temsilcileri olan Nikolay Petroviç ve Pavel Petroviç ile ciddi fikir ayrılıkları yaşar. Hikâye ilerledikçe bu çatışma sadece ideolojik değil aynı zamanda kişisel ve duygusal bir boyuta da ulaşır. Bazarov'un Anna Sergeyevna ile olan ilişkisinde akıl ve duygunun çelişkisi ortaya çıkarken, Arkadiy daha geleneksel bir hayat tarzını seçerek aşk ve aile arasında bir denge kurar. Kitabın komik yanı Bazarov'un en çok tartıştığı kişinin kaderini paylaşmış olmasıydı.
Turgenyev genel olarak 19. yüzyıl Rusya'sındaki sosyal değişimlerin bireyler üzerindeki etkisini ele alırken aynı zamanda insan doğasına dair evrensel soruları gündeme getirmiş. Görünürde kuşak çatışmasını anlatıyor gibi ama daha çok bireyin kimliğini bulması üzerine bir kitap.
İlk sayfalarda Bazarov'un dünyaya karşı sert ve kayıtsız duruşu bana fazlasıyla tanıdık geldi. Onun hiçbir otoriteyi tanımayan, toplumsal değerleri küçümseyen insan ilişkilerine karşı mesafeli hali benim düşünce biçimimi yansıtıyor. Bir süre boyunca Bazarov'u okurken onun yalnızca bir karakter değil, benim iç seslerimden biri olduğunu düşündüm. Özellikle dünyaya dair olan inançsızlığı, duygulara karşı duyduğu güvensizlik, kendini sürekli akılla savunması... Tüm bunlar bir süre için bana yakın geldi. Ama roman ilerledikçe Bazarov’un inkarlarının aslında bir tür korkuya dayandığını duyguları bastırmanın onu özgürleştirmekten çok yalnızlaştırdığını fark ettim. Üstelik Bazarov'un kadınlara ve sanata bakışı beni rahatsız etti. Kadınları çoğu zaman ciddiye almayan, hatta neredeyse bir "zayıflık unsuru" gibi gören bakışı insan ruhunun inceliklerine, güzelliğe ve sezgiye karşı duyduğu küçümseme... Bu onun düşünsel yönünü daha karanlık ve kırıcı kılıyor. Sanatın yüzyıllardır taşıdığı anlamı "gereksiz süs" olarak görmesi, duyarlılığın küçümsenmesi... Bende karşılık bulmayan yanlarıydı.
KARAKTER ANALİZİ
Yevgeniy Bazarov:
Şüphesiz kitabın en ilginç karakteri olan Bazarov kendisini "hiçbir şeyi kabul etmeyen" bir nihilist olarak tanımlar. Bilim ve akıl dışındaki her şeye karşıdır. Ancak bu mutlakçı yaklaşım zamanla kendi içinde çatlamaya başlar. Turgenyev onun bu iddialı dış görünüşünün altındaki çatlağı yavaş yavaş gösterir: duygu, ihtiyaç, boşluk ve ölüm korkusu.
Anna Sergeyevna ile olan ilişkisi Bazarov'un tüm maskelerini düşüren olaydır. Aşka inanmadığını bunun saçma bir his olduğunu savunur ama âşık olduğunda inkâr ettiği her şeyle yüzleşmek zorunda kalır. Bazarov'un aşkı karşılıksız kalınca bu olay onun yıkımını başlatan dönüm noktası olur
Bazarov'un ölümü onun hayatla kurduğu yabancılaşmanın ve hiçbir yere ait olamayışının bir simgesidir. Bilimi yücelten, Tanrı'yı reddeden bir insanın bir mikrop karşısında yenilmesi aslında doğaya ve insani sınırlara karşı duyduğu kibirin trajik sonucudur.
Belki de yeni insan olma arzusuyla yola çıkan ama hiç kimse olarak ölen bir figürdür.
Bence kitabı anlayabilmek için bu karakteri iyi analiz etmek gerekiyor.
Arkadiy Kirsanov:
Arkadiy, Bazarov'u bir rol model gibi görür. Onda bir güç bir kesinlik ve netlik bulur. Ancak bu hayranlık zamanla yerini bir mesafe alma sürecine bırakır. Çünkü Arkadiy, Bazarov kadar keskin olamayacak kadar duygusal, ailesine düşkün ve hayatın yumuşak yönlerine açık biridir. Özellikle Katya ile tanıştıktan sonra iç dünyasıyla dıştaki ideolojisi arasında bir çelişki yaşar. Ve bu çelişkiyi çözmenin yolu Bazarov'un yolunu bırakıp kendi yolunu çizmekten geçer. Bunun dışında Arkadiy, Bazarov'a olan sevgisinden kolayca vazgeçmedi. Fikir ayrılığı yaşasa da onun yanında kalarak ona sadık kaldı. Yani arkadaşlığına sahip çıktı. Kitapta Arkadiy, kuşaklar arası köprü olmayı başaran ideolojilerden çok insan ilişkilerine değer veren bir figürdür.
Anna Sergeyevna Odintsova:
Anna bağımsız, kültürlü, zeki ve asil bir kadın olarak görünüyor. Kocasının ölümünden sonra maddi açıdan güçlü bir hayat sürmektedir. Geleneksel Rus kadını imajından uzaktır. Ne saf ne de boyun eğici. Onun çevresindeki erkekler (özellikle Bazarov) onu ilk başta bu yüzden idealize eder. Ancak yaklaştıkça fark ederler ki Anna'nın iç dünyası ulaşılmaz ve duygudan arındırılmıştır. Anna mantıklı kararlar alır evini, yaşamını düzenli ve kontrollü şekilde sürdürür. Ama bu düzenin altında büyük bir boşluk ve güvensizlik yatar.
Katya Lokteva:
Katya, Anna Sergeyevna'nın üvey kız kardeşidir. Anna'nın gölgesinde büyümüş içine kapanık ve çekingen bir genç kızdır. Ancak bu sessizlik onun duyarsız ya da zayıf olduğu anlamına gelmez. Katya'nın karakteri zamanla açılır ve bu açılma Arkadiy'nin duygularını da uyandırır. Katya, Arkadiy'nin içsel çatışmasını yatıştıran bir figürdür. Arkadiy başta Bazarov'un karizmatik etkisi altında duygularını bastırsa da Katya ile geçirdiği zamanlarda yavaş yavaş iç sesine döner. Katya'nın huzurlu, nazik ve anlayışlı doğası Arkadiy'nin zihinsel karmaşasına bir tür sığınak sunar.
Aşkları gösterişli değildir ama sağlamdır. Bu aşk karşılıklı güven ve sakin bir uyum üzerine kuruludur.
Bazarov'un Aile Yapısı:
Sade, duygusal, dindar ve oğullarına karşı neredeyse tapınmaya varan bir sevgiyle bağlı insanlar. Babası Vasily Ivanovich Bazarov eski bir askerdir ve köyde küçük çaplı doktorluk yapmaktadır. Annesi Arina Vlasyevna ise oldukça dindar, sessiz ve oğluna karşı derin bir bağlılık hisseden bir kadındır. Onlar oğullarının fikirlerini anlamazlar hatta çoğu zaman onun ilgisizliğinden dolayı kırgındırlar. Ama bu sevgilerini hiç azaltmaz. Bazarov'un ailesiyle arasına koyduğu mesafe sadece ideolojik değildir. Aynı zamanda kendi içinde taşıdığı yalnızlık ve yabancılık hissinin bir dışavurumudur. Onların sıcaklığını kabul ederse bu duvar yıkılacaktır ve o da duygularına teslim olacaktır. Bunu istemez çünkü kendine hâkimiyetini kaybetmekten korkar.
Arkadiy'nin Aile Yapısı:
Arkadiy Kirsanov, küçük bir toprak sahibi olan Nikolay Petroviç Kirsanov'un oğludur. Annesi ölmüştür bu yüzden çocukluğunun büyük kısmı babası ve amcası Pavel Petroviç ile geçmiştir. Ailede derin bir kültürel geçmiş, duygusal bağlar ve biraz da sınıfsal gurur vardır. Bu yapı Arkadiy'nin duygusal zekâsını ve içsel yumuşaklığını büyük ölçüde şekillendirir. Arkadiy'nin babası Nikolay sevgi dolu, yumuşak huylu ve geleneksel değerlere bağlı bir adamdır. Eski usul bir aydın aynı zamanda oldukça iyi niyetlidir. Ancak kendi kuşağının sorunlarıyla yüzleşirken çaresizdir. Oğluna büyük bir sevgi besler, onun fikirlerine saygı duymaya çalışır ama çoğu zaman kendini yetersiz hisseder. Amca Pavel Petroviç, aristokrat geçmişiyle övünen, Avrupa görmüş, disiplinli ve katı bir adamdır. Gençlerin yeni fikirlerine karşı sert ve alaycıdır. Bazarov'la sık sık tartışır. Bu tartışmalarda Arkadiy sessiz kalır çünkü bir yandan amcasının fikirlerini aşmak ister diğer yandan onun geçmişe bağlılığını da inkâr edemez. Pavel Petroviç'in kişiliği duygularını bastırmış bir hayal kırıklığı taşır. Hayatında çok sevdiği bir kadına olan karşılıksız aşkı onu sertleştirmiştir. Onun Arkadiy üzerindeki etkisi ise hem öğretici hem kısıtlayıcıdır. Arkadiy bu figürden hem uzaklaşmak ister hem de ona saygı duyar.
Feniçka: Nikolay Petroviç'in hizmetçisi ve daha sonra birlikte olduğu kadın. Sessiz, alçakgönüllü ve Arkadiy'nin küçük kardeşinin annesidir.
Mitya: Fenya ile Nikolay Petroviç'in küçük oğludur.
Pyotr: Kirsanov ailesinin uşaklarından biridir. Kibirli tavırlarıyla dikkat çeker.
Sitnikov: Bazarov'un fikirlerine yüzeysel olarak hayran, yapay bir radikal, toplumda görünürlük isteyen boş bir karakterdir.
Kukşina: Sözde özgür düşünceli ve feminist bir kadındır ama Batı taklitçisi ve yüzeysel bir aydın tiplemesidir.