"Senin elin soğuk, benimkiyse ateş gibi sıcak. Ne kadar körsün Nastyenka!"
Herkese merhaba. Yine bir klasikle geldim. Şüphesiz muazzam bir kitap okudum diyebilirim. Çünkü Dostoyevski'nin yarattığı bu farklı dünyaların büyüsü hiç adil değil.
Öncelikle bilmeyenler varsa söylemeliyim ki bu kitap yalnızca Beyaz Geceler adlı bir roman değil. Bu aslında bir hikaye kitabı. İçinde Beyaz Geceler, Başkasının Karısı, Noel Ağacı ve Nikah, Haysiyetli Hırsız ve Yufka Yürekli adlarıyla beş farklı hikaye, anlatı mevcut.
Eğer ilginiz varsa ve seviyorsanız Yufka Yürekli hikayesinin radyo tiyatrosunu Spotify'da "Mutluluk Kapının Ardındaydı" olarak bulabilirsiniz.
Kitaba adını veren ve hepimizin alıntılarını daha önce mutlaka gördüğümüz o hikayeden başlamak gerek, Beyaz Geceler.
Beyaz Geceler karakterimizin Nastyenka ile geçirdiği geceleri ifade etmek için kullanılıyor. Sanki onunlayken geceler bile aydınlık gibi, umut verici ve güzel geldiği için. Ve bu nahif benzetme benim içimde yankılandı kesinlikle.
Dostoyevski'yi ve onun yazarlığını anlatan hemen herkesten şu lafı duymuşsunuzdur; insan iç dünyasını, insan psikolojisini ve insanı çok iyi bilen ve anlatan bir yazar. Bu çok doğru fakat ben Kumarbaz kitabını okurken bunu bu kadar çarpıcı bir şekilde fark edememiştim.
Karakterlerin duygularının ve davranışlarının nedenlerini öyle iyi hissettiriyor ki bir yandan bizim ana karaktere olan üzüntümüzden Nastyenka'ya öfkeleniyor, diğer bir taraftan Natsyenka'yı anlıyoruz.
Herkesin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyor ve herkesin kesinlikle kendinden bir şeyler bulacağına inanıyorum.
Diğer hikayeler de insana insan için çok şey anlatıyor. Birkaç. sayfayı insanın içine böyle işlemek mümkünmüş, şaşırtarak gösteriyor bunu Dostoyevski. Beyaz Geceler'den sonra benim favorim Haysiyetli Hırsız. Hırsızın Haysiyetlisi mi olur demeyin ve eğer okursanız benim için şu cümleyi unutmayın
"..artık dışarı çıkarken sandığınızı kilitliyorsunuz, bense Astafiy İvaniç, bunu her gördüğümde ağlıyorum..."
Hepinizin günü güzel geçsin, iyi okumalar!