20 yy. En önemli Fransız yazarlarından ve fizoloflarindan biri olan Albert Camus 1957 yılında Nobel Edebiyat ödülünü kazanan en genç yazarlarından biri olmuştur. Camus varoluşçuluk, daha çok absürdizim akımının önemli temsillerinden biridir. Camus dünyanın anlamsızlığı ile insanin anlam arayışı arasındaki çatışmayı ifade eder. Karmaşık ifadelerden ziyade sade , yalın ve doğrudan anlatım tercih eder.
Yabancı eseri ise kısa kült olmasına rağmen derin anlamlardan ziyade okura absürdizim felsefesini hissetirmektedir. Eser iki ana bölümden oluşmaktadır lakin benim için bir eserin devami niteliğinde . Eser ilk olarak karakterimiz olan Meursault'nun annesinin ölümüyle başlar. Okur olarak onun bu tutumu "Bugün anne öldü. Belki dün, bilmiyorum." onun duygulara karşı olarak kayıtsızlığın ilk sinyalidir. Toplumun alışkanlığından ziyade annesinin cesedini görmek istemez , yas tutmaz estesi sabah ise sevgilisiyle hayatına devam eder. Bu onun ilerideki bölümde insanlarin onu "kalpsiz ", "insan dışı" , "suçlu olarak" göstermekte .
Kitabın asıl bölümü yani ikinci bölümünde ise Meursault'nun bir kavgaya karışıp bir Arap'ı öldürmesidir. Mahkeme sürecinde, Meursault'nun cinayeti değil, daha çok annesi öldüğünde ağlamaması, yani toplumsal normlara uymaması yargılanır. Hatta Avukatı tepki olarak "Müvekkilim annesini gömmüş olmaktan mı yoksa adam öldürmekten mi yargılanıyor?" bu tepki olarak az çok okur olarak bende yaşadım. Savci'nin asıl suçtan ziyade onun annesinin öldüğündeki tutumları ile suçlamaktadir. Hatta Meursault'nun kendisini suçlamaya sebeb olacaktır "Anneyi görmek istemediğimi, sigara içtiğimi, uyuduğumu, sütlü kahve içtiğimi söyledi. Bunun üzerine, bir şeyin bütün salonu isyan ettirdiğini hissettim ve ilk kez suçlu olduğumu anladım." Savci'nin onu asıl suçtan ziyade onun toplumsal normlara uyup uymamasını yargıladığı kitabın asıl Absürdlüğü...
Meursault sadece çevresindekilerine yabancilaşmasi değil, toplumsal normlara, duygularina hatta kendi degerlerine bile yabancıdır. Meursault bu yüzyılında yanlızlığını kendine olan yabancılığını da dile getirmektedir.
" Başkalarından daha erken ölecektim, orası aşikârdı. Ama herkesin bildiği gibi, hayat yaşamaya değmez." YabancıAlbert Camus
Anlayamadığım ya da anlamlandıramadığım nadir kitaplar arasında. Karakterin hissizliği beni çok yormuştu. Bitince rahatladım ama kafa karışıklığı ile bıraktı beni. Yazınızı görünce kendime yakın hissettim. Emeğinize sağlık 🌸
Bende bir rahatladım kötü yanı da şimdiki insanlara benzemesiydi. Hep bir eksik yani vardı kitabın . bana göre de bir kitabin devamı gibiydi. Yorum için çok çok teşekkür ederim. 🌷