#Şeffaflık Toplumu#
[ Byung-Chul Han ]
Yazar'ın daha önce Palyatif toplum adlı eserinden bahsederken; "toplumun sosyolojik ve psikolojik karelerini çekerken tek bir pozla yetinmeyerek birçok farklı açıdan ve kadraja olabildiğince fazla şey sığdırmayı başarma çabasında olmayı hedefliyor." şeklinde bir yorumda bulunmuştum.
Byung-Chul Han şimdide bu karelerin ve perspektiflerin sayısını artırarak şeffaflık toplumu adı altında birleştirmiş ve günümüz toplumunun nasıl bir ahlaki yozlaşmaya doğru yol aldığına dair derin bir felsefik analiz sunuyor. Konular:
-Olumluluk,Teşhircilik,Porno,Apaçıklık,İvme,Teklifsizlik,Enformasyon,İfşa ve Kontrol toplumu şeklin de 9 bölümden oluşuyor.
“Şeffaflık toplumu bir güven toplumu değil kontrol toplumudur. Şeffaflık insanı camlaştırır. Şiddeti de buradadır. Sınırsız özgürlük ve iletişim topyekûn kontrol ve gözetime dönüşüyor.” Han şeffaflığı bu şekil de tanımlar. Şeffaflık toplumundan tamamen kurtulmak olanaksızdır, yalnız toplumun sorgulama yeteneğini kaybetmezsek ufuk açıcı nesiller yetistire biliriz.
Tüm başlıklar haliyle uzun bir inceleme gerektirdiğinden birkaçını el alalım;
Olumluluk toplumu:Şeffaflık toplumu, bir olumluluk toplumudur. Bu bağlamda olumsuzluğun her
alanda tasfiye edildiği bunun yerine olumluluğun konduğu bir toplumsal yapı hedeflenir. Çünkü yaşadığımız dönem teknolojik bağlamda veya insanlar arası iletişimsel olarak hız,enformasyon ve netlik vazgeçilmez olandır.
Şeffaflık, kişisel alanın tümüyle yitirilmesine yol açar. Oysaki insan kendisini keşfetmek
ve fark etmek için özel alanlara her zaman ihtiyaç duyar. Bu özel alanın yitirilmesi insanı tükenişe sürükler. Onun içindir ki
hiç kimse kendisini diğerine tam manasıyla açmaz, açamaz. Bu bağlamda kişiler arası
iletişimde tam bir şeffaflık oluşturmak mümkün değildir, bu arzu edilir bir şey de değildir.
Esasen ilişkiyi canlı tutan da bu şeffaf olmama durumudur.Burada yazarımız
“şeffaflık tutkusu”na alternatif olarak “mesafe tutkusu” nu hayata geçirmeyi teklif eder.
Olumluluk toplumunun temel yargısı “beğendim”dir. Olumluluk toplumu, iletişimi
aksatacağı için olumsuzluğun her türünden özenle kaçınır. Bunun için
“dislike/beğenmedim” seçeneği kaldırılır ya da görmezden gelinir. Zira reddetmenin
taşıdığı olumsuzluk ekonomik olarak değerlendirilemez.
Teklifsizlik toplumu;Teklifsizlik, şeffaflığın psikolojik formülüdür diyebiliriz. Mahrem duygular ortaya serildiğinde ruhun
şeffaflaştığı düşünülebilir Sosyal medya ve kişiselleştirilmiş arama motorları internette
ötekiyi ortadan kaldıran mutlak bir yakın alan oluşturur ki hem etik amlamda hem de ruhun ve bedenin varoluşsal bir sancı geçirdiği mutlaktir.Burada insan yalnızca kendisi gibi
olanlarla karşılaşır, Değişimi mümkün kılacak hiçbir olumsuzluk yoktur artık ve buna ihtiyaç da yoktur. Oysaki Han'a göre
"tecrübe başkasıyla karşılaşarak gerçekleşir."
Şeffaflık toplumunda ise herkes sürekli kendisiyle karşılaşmaktadır.Bu da doğal olarak narsiz mi beraberinde getirir. Bir sonra ki aşama da ise narsist olanın "kendine-teklifsizliğinde boğulmasıdır."
“Apaçıklık toplumu” başlıklı bölümde
yazar, her şeyin aleni bir biçimde ortaya dökülmesinin o varlığın bütün çekiciliğini ortadan
kaldıracağını savunur.
“Porno toplumun” da pornografinin teşhir ve soyma uğruna,
sırrı ortadan kaldırdığını ifade eder. Özellikle Agamben'in fikirlerine(felsefik anlamda) yaptığı sert eleştiriler en dikkat çekici konuların başında geliyor.
“İvme toplumu” başlıklı bölümde, şeffaflık toplumunun işlemsel olanı, ivme kazandırılabilecek olanı talep ettiği ifade edilmektedir.Sartre'nin "beden salt etin olgusallığına indirgendiğinde" müstehcenleşir adlı teorisini topluma uyarlanabilecegini açıklar.
"Enformasyon toplumun da Plato'nun mağara teorisini ele alir. Bu meselde anlatı dünyası olarak tiyatro, bilgi dünyasının karşısına
konmuştur.”tespitini yapar.Mağaranın içindeki
dünya, anlatı dünyasıdır,Mağaranın dışındaki güneş ışığı ise dünyayı anlatıdan arındırmaktadır.
“İfşa toplumu”nda insanların her şeylerini ortaya dökmelerinin onları köleleştirdiğini ifade eden yazar, “Kontrol toplumu” bölümünde ise dünyanın dijital bir panoptikona dönüştüğünü ve insanların köleleştiğini,bunu da gönüllü olarak yaptıklarını anlatır.
Yazarımız Varoluşçuluk felsefenin son mihenk taşlarından biri olmak için emin adımlarla yürürken, geliştirdiği "kültür kuramı"nın geniş çerçevesinin icine toplumun kanayan tüm yaralarindan birer kare koymakla meşgul oluyor diyebiliriz.
Nietzsche, Rousseau,Benjamin(özelbir bağıolsa gerek),Agamben,Hegel,Sartre gibi birçok filozofun görüşlerine göndermeler yaparak eseri felsefik bir temel de detaylandırmış diyebiliriz.
Toparlayacak olursak kitapta vurguladığı en temel nokta, şeffaflaşmanın bütün özgün yanları ortadan kaldıran tek tipleştirici etkisidir. Şeffaflaşma adı altında bütün nüanslar ortadan kalkmakta insanın yaratıcı potansiyeli sıradanlık potasında eriyip gitmektedir.
Şeffaflık toplumunun hızı ve hazzı ön plana çıkaran panoptik yapısı; düşünmeyi, tefekkürü, süreç içinde gerçekleşmeyi görmezden gelmekte bu da yüzeyselliğin her alana hakim olmasına neden olmaktadır. Sosyal medya insanı köleleştirmekte ve insanlar bunu gönüllü olarak yapmakta.
Not;özellikle Felsefe ve meraklılarının kesinlikle okuması gereken bir kitap.
Kitaptan alıntılar;
"Şeffaflık toplumu aynının cehennemidir."
"Teşhircilik toplumu pornografik bir toplumdur."
"Face, sergi değeriyle patlayacak kadar dolmuş yüzdür."
"Tamamen şeffaf olan yalnızca ölü olandır."
"Şiddet kurnazlıktan daha yakındır hakikate."
"Müzik ancak resme yakın bir tefekkür de duyulur."
"Tecrübe insanın başkasıyla karşılaşmasıdır, yaşantıdaysa insan her an kendisiyle karşılaşır."
Şeffaflık ToplumuByung-Chul Han · Metis Yayıncılık · 20243,337 okunma