bu kitap çok iyi bir incelemeyi hak ediyor.
Puan vermedi·259 syf.··
2025 98. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2025 00:34
Bu Ülke'de bir cümle okumuştum ve bana ben de gericiyim dedirtmişti. Ki zaten öyleyim. Ha şimdi öyle denmez, bana genelde vintage diyorlar, nostaljiksin filan diyorlar. Şu an bu cümleyi hatırlamıyorum ama buluyorum, ve ekliyorum: "Murdar bir halden muhteşem bir maziye kanatlanmak gericilikse, her namuslu insan gericidir." Ardı şöyle ki bence asıl vurucu yer burası; "Dante yaşadığı çağdan iğrenir. Balzac eserini iki ezeli hakikatin ışığında yazar; kilise ve krallık. Dostoyevski maziye âşık. Dante gerici, Balzac gerici, Dostoyevski gerici!" Bence Yaşar Kemal bu mantıkla gericiydi. Sabahattin Ali gericiydi. Cahit Zarifoğlu ki aslında kendisini hiç tanımıyorum bence gericiydi. Neden? Çünkü hepsi bir şekilde olduğu çağdan tiksiniyordu. İlerici ve gerici kelimelerini kim uydurdu bilmiyorum yalnız +1 Seren gerici. Bu adamlarla kıyaslanamam tabii ama yoldayım. Yani. Geçmişte en azından bu zamanda yaşananları yaşamadık, murdar bir halden daha iyi bir mazi düşüncesi. Sürekli daha murdar şeyler görmüyor muyuz? Evet geçmiş pür pak değil, fakat şimdi daha çiğ daha iğrenç bir şeyler yok mu? En azından bir beyin fırtınası?? ... Böyle diyorum ama ben aslında kitaptaki Bazarov gibiyim biraz. Yani hiç kimseye ve hiçbir şeye inanmıyorum çünkü en basitinden, insanlar ağlarken bile hesaplı artık. Rezilce. Neyse. Bu kitap son zamanlarda yaptığım en kaliteli okuma oldu. Aslında tabii ki daha önce okumuştum. Yine de her zaman hissettiğim bir şey var, çeviri değiştiyse kitap da değişiyor. Üslubun her şeyin katili olması gibi çeviri de bazen kitapların katili olabiliyor. Kafam aşırı dağılmış durumda, o yüzden istediğim gibi yazamıyorum kitap hakkında şu an. İlk başta yazdığım gibi, ben aslında gerilerde yaşayan birisiyim. Pek öyle yenilik arayan yeni şeyleri seven biri sayılmam. Şayet buna zorlanmıyorsam asla aramam. Gel gelelim şimdi herkes yeniliğe meraklı. O bu yüzden ben biraz vintage kaçıyorum tabiri caiz ise. Bu kelimeyi ben değil, insanlar bana karşı kullanıyor maalesef. Umrumda mı, bu kadar lafını yapmış olmam bile gereksiz, çünkü gerçekten umurumda değil. En azından kafamın içindekiyle ağzımdan çıkanlar aynı. Peki benim zorum ne? Madem hiçbir şey umurumda değil zor olan ne? Bence benim zorum böyle birisiyken, yanlış gördüğüm hiçbir şeyi kabullenmemek. Yani gerici olabilirim ama kör değilim. Yanlış yanlıştır. Yalan yalandır. Kötü kötüdür. Geçmişte yaşayan bir insan olsam da ilkesiz birisi olamıyorum. Bazarov ilerici biriydi ama hiçbir şeye inanmıyordu. Doğru bulmadığı hiçbir şeye. Ben bu noktada onu anlıyorum. Çünkü bir şey neyse odur benim için. Sen kendini dünyanın en iyi insanı gibi pazarlayabilirsin, benim için rezilsen rezilsindir. Bütün dünya sana karşı olabilir, eğer dürüst bir insansan herkese karşı seni savunabilirim. Denklem bu kadar basit. Yani yüzüme söylenildiği gibi eski kafalı değil, bir tek iki çift sayıdır diyorum. Gerçekten bunun yüzüme ne kadar sık söylenildiğini fark ettiğimde ben de şaşırdım. İnsanlar hiç aynaya bakmaz ama durmadan sana ayna tutmaya çalışırlar. Burayı da geçiyorum. Bazarov kitabın her ne kadar tek karakteri değilse de, en etkili karakteri bana göre. Bazen bazı insanların kaderi böyle bir şeydir. O kadar çok insana dokunmuştur ki kendisine dönüp bakacak zamanı olmamıştır. Öyle harcanıp gidersin işte Bazarov. Arkadiy senden akıllı çıktı görünürde. Kitabın iç dinamiğine girmeyeceğim tabii ki. Sadece şunu söyleyebilirim Bazarov'suz Babalar ve Oğullar olamazdı; yazılamazdı. Bütün kitabı buraya alıntılayamam ama bazı alıntılar bir adım öndeydi. Mutsuz biriyim çünkü... yaşama sevinci, isteği yok içimde. İnanmıyorsunuz bana, bunu danteller içinde, kadife koltukta oturan "aristokrat bir kadının" söylediğini düşünüyorsunuz. Gizlemiyorum: Konfor dediğiniz şeyi seviyorum, ama aynı zamanda yaşamayı pek o kadar sevmiyorum. Bu çelişkiyi nasıl isterseniz öyle yorumlayın. Benim hayatımı aldıysan, sen de kendi hayatını vereceksin bana; acımadan ve dönüşü olmayacak biçimde. Yoksa başka türlüsünü istemem. Kendini belli bir yere kadar zorlamış, o yaşama şöyle bir bakmak istemişti... ve orada dipsiz bir uçurum, bir boşluk... veya çirkinlik görmüştü. İşgal ettiğim yer öylesine küçücük, evrende bulunmadığım ve umurunda bile olmadığım alanın yanında öylesine ufacık, yok sayılacak kadar küçük ki... Ve yaşayacağım zaman dilimi benim bulunmadığım ve bulunmayacağım sonsuz zamanın yanında öylesine az ki... Yaz çiçeklerin olduğu gibi kadınların da birden çiçek gibi açmaya, güzelleşmeye başladıkları bir devresi vardır. Sevdiğinin gözlerinde böyle gözyaşları görmemiş olanlar, insanın kalbi minnettarlıkla ve çekingenlikle titrerken dünyada ne denli büyük mutlulukların olabileceğinden habersizdirler.
1000Kitap
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · İş Bankası Kültür Yayınları · 202155,9bin okunma
·
111 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.