Hüseyin Rahmi Gürpınar'dan okuduğum üçüncü eser oldu.
Efsuncu Baba (Ebufazl Enveri) büyüyle, simyayla, tılsımla uğraşan; define aramak, madeni altına çevirmek, yıldıznamelerden âlemin sırrını çözmek gibi heveslere kapılmış bir zat-ı muhteremdir. Onun hayatını bu batıl inanç ve hurafeler şekillendirmektedir.
Ebufazl Enveri bir gün kütüphanesinde daha önce olmayan bir kitap bulur. Kitap İstanbul'daki defineleri şifreli şekilde bildirmektedir. Defineye ulaşmak için Binbirdirek'e gitmesi ve orada rastlayacağı insan suretindeki iki meleğin yardımıyla anahtarı bulması gerekmektedir. Binbirdirek'te çalışan iki Ermeni adamla bu şekilde tanışırız. Enveri, kitapta yazılanlara bağlılıkla inandığından onları melek zanneder. Agop ve Kirkor isimli bu kişileri de öyle bir inandırır ki onlar da bir ara melek olup olmadıklarından şüphe duyarlar.
Ebufazl Enveri, Agop ve Kirkor'u yanına alır ve evine götürür. Defineye ulaşmak için diğer adımları da uygulamaları gerektiğini, ulaştığında onları da mükafatlandıracağını söyler. Agop ve Kirkor, evdekilerde bir gariplik olduğunu sezer ama tam anlayamaz. Evdekilerin Ebufazl Enveri gibi bu olaya inanmadıklarını ancak inanır gibi gözüktüklerini düşünürler. Defineyi bulmak için çıktıkları gün, her şey kitapta yazdığı gibi gerçekleşiyordur. Bu işte bir şey var, derler ama bilemezler. Bu işin sonu nereye varacaktır?
O kadar güzel bir hikâyeydi ki... Batıl inançları, hurafeleri ve onların yol açtığı sonuçları hem eleştirip hem güldürerek bu kadar iyi bir dilde Hüseyin Rahmi'den başkası yazamazdı diye düşünüyorum.
Kitabı daha önce okumuştum ancak bazı yerler aklımdan çıkmış haliyle. Tekrardan keyifle okuduğumu söyleyebilirim. Halk söyleyişleri ve mizahi dili ile gerçekten okunması gereken bir eser. Hüseyin Rahmi ile tanışmadıysanız bu eseri tanışma kitabı olarak seçebilirsiniz.
Bookstagram: @duslerguncesi