Yaşar Kemal "bütün büyük yazarlar kendi Çukurova'sini yazar." demiştir.
İbo'nun Çukurova'si vişegrad'ta tarihin objektif bir izleyicisi olarak drina köprüsü bizi karşılıyor.
Belki de sadece bir taş yığını değil bir ruhtu. Bu yüzden daha o ortada yokkeb orada olanları onun sayesinde öğreniyoruz.
Hikaye pencik sistemiyle evinden zorla alınan, annesinin ardından koştuğu, götürülmesini istemediği skolovicli bir Sırp çocukla başlıyor. İstanbul'a gelip yeteneklerini gösterince 1.suleyman, 2. Selim ve 3.murad dönemlerinde Osmanlı imparatorluğunun en etkili devlet adamı olarak imparatorluğu resmen yönetmiş olan Sokullu Mehmet pasadir bu çocuk. "Bir çeşme yaptırmak gibidir, ahiret kurtarır köprü yaptırmak" düşüncesindeki halk gibi düşünür. Drinanin üzerine bir köprü yaptırma emri verir.
Kitap da insanlığa dair derin derin düşünmeye başlayacağımız sorgulamalar da bu noktada başlar.
İyilik yapttiginizda kullandığınız yöntem o iyilik keşke hiç var olmasayadi dedirtmemeli. Bunu dedirten köprünün ilk basmimari abid agadir. Abid ağa ile birlikte gücün zulme evrilisini daha ilk dakikada anlarız. Anlarız ki güç zehirlenmesi nin tek dermanidir o gücü tasviye etmek. 1800lerden itibaren Balkanların nasıl da gaiya kuyusuna donustugunu görürüz. "İstediklerini olduremeyince ellerine geçeni öldürürler."
Bazen Sırplar ve Türkler bazen muslumanalr ve hiristiyanlar bazen bu yerlilere karşı dışarıdan gelenler arasinda; Her farklı tarihte yeni bir düşmanlık peyda olmuştur. Oysa dünyanın siyaseti oraya ugramasa onların deyişiyle " papaz ve imam gibi bir birlerini severler." Ama dünyanın geri kalanından bağımsız olmak ne mümkün. İtalyadan da İtalyan anarsistlerden de bihaber yaşayan italyan bir duvar ustasının bir İtalyan anarsiti tarafından Macaristan kraliçesine yapılan bir saldırı sonrası kalbinde duygudugu korkuyu kim haksız görebilir ki? Hiç bir insan kendisi değildir belki de taşıdığı etiketleri taşımaya mecbur bırakılır.
Kapıya; sadece rahip nikolo, kekeme molla İbrahim, Ali hoca gibi iyiliğin temsillerine bağrını açarken, karacorc, abid ağa gibi nefret tohumları saçanlara ise geçit vermez. Sadece saf iyi ve saf kötüleri değil grileri de gözler önüne serer, gerçek hayatta oldu u gibi. Sevdiği adam için fedun'u kullanan ama onun haline üzülen genç kız gibi, aşkın kendisini yok oluşa surukleyecegini hissedip yine de tutkularina karşı gelemeyen fedun gibi, herkese koplimanalr yapan, kimseye ait olmayacak kadar özgür ama çevresindeki tüm insanların sorumluluğunu alacak kadar sorumluluk sahibi gerçek bir hane reisi güzeller güzeli lioika gibi grilerdir belki de kitabi bize bizi anlatıyor gibi hissettiren.
Drina köprüsü yüzlerce yıldır bir gözlemci olarak eskiden yaptığı gibi hala insanlarin içsel çatışmalarını, duygularını; kısacık insan omurlerine savaşlar sığdıran devletleri, bu devletlerin politikalarını seyre devam ediyor