Korku ve gizemin iç içe geçtiği pek çok kitaba denk gelmişizdir. Çoğunda hayaletler cirit atar, tekinsiz koridorlar ayak sesleriyle yankılanır, üst kattan gelen tıkırtılar gerilimi adım adım örer. Tuhaf Ev de bu tanıdık temalardan oluşuyor sandım ilk.. Ne de olsa adı, insanda olağandışı olaylarla dolu bir ev beklentisi uyandırıyor.
Oysa yanılmışım. Karşımda alışılmış kalıpların çok dışında, sıra dışı bir kurguya sahip, baştan sona merak duygusunu ayakta tutan bir anlatımı vardı. Bu kitapta ne klasik bir hayalet anlatımı var ne de okuyucuyu beyin jimnastiğine zorlayan ağır bir metin. Aksine, hikâye doğrudan kurguya odaklanıyor. Ancak bu atmosferin içine yerleştirilen karakterler oldukça yüzeysel. Okuyucuyla duygusal bağ kurmakta zorlanıyor çünkü geçmişleri, motivasyonları ya da iç çatışmaları yeterince derinleştirilmemiş. Bu durum, korkunun etkisini de törpülüyor.
Gerçi kitaba doğrudan “korku” demek, fazlasıyla yanıltıcı olur. Zira içinde en ufak bir dehşet duygusu, tüy ürperten bir sahne yok. Ancak kurgunun asıl gücü, okurun zihninde yankılanan “Neden böyle?”, “Bu nasıl mümkün olabilir?” türünden sorularla kendini göstermesi. İşte bu sorgulama hâli, sayfalar boyunca ilgiyi canlı tutuyor.
Anlatımı son derece sade ve akıcı; okuru yormadan içine alıyor. Ayrıca kitapta evlerin planını anlatan çizimler, tam yerinde bir dokunuştu. Okur olarak hikâyeyi anlamamda bana büyük ölçüde yardımı oldu.
Ben kitabı beğendim. Farklı ve özgün kurgusuyla ilgiyi hak ediyor. Eğer serinin devam kitapları yayımlanırsa, hiç düşünmeden alır, okurum. Çünkü bazı evler yalnızca tuhaf değil; aynı zamanda insanı içine çekip kapısını ardından usulca kapatacak kadar gizemlidir.