Puan vermedi·1025 syf.····Okunma: 28 Temmuz 2025 09:15 İncelemeye, Freud'un "Dostoyevski olmasaydı eğer, psikanaliz biraz beklemek zorunda kalacaktı." sözü ile başlamak istiyorum. Çünkü Karamazov Kardeşler ve Dostoyevski'nin diğer kitapları Freud henüz psikanaliz doğmamışken 19. yy'ın Rusya'sında gerçekten psikanaliz için yazılmış dedirtecek müthiş ruhsal çözümlemelerle doluydu. Dostoyevski'nin o kadar kitabını okudum ama hiçbir kitabı Karamazov Kardeşler etkisi yaratmadı. Karamazov Kardeşler'i Dostoyevski'nin diğer eserleriyle kıyaslamak dışında çare de kalmıyor bende, çünkü başka bir yazarla kıyaslanamazz.
Kitaba gelecek olursak, uzun zamandır okumayı düşündüğüm ancak yeni okuma lezzetine ulaşabildiğim, keşfedebildiğim bir kitap oldu. Dostoyevski'nin baş yapıtı diye sayacak olsam bu kesinlikle Karamazov Kardeşler olur, Suç ve Ceza değil.
Dostoyevski her zaman yaptığı gibi, insanı içindeki kötü, aşağılık yanı hem de ahlaki yanını öyle güzel bir felsefeye yedirerek Karamazov Kardeşler'de sunmuş ki... Lezzeti bambaşka. Tabi bunun yanında dönemin Rusya'sında Hristiyanlığa ve Tanrıtanımazlığa dair görüşlerini de, Engizisyon mahkemelerine dair düşüncelerini de büyük bir felsefe ile kitapta karakterler üzerinde başarıyla çatıştırmış. Kitabın ilk yarısında her bir karakterin derin ruhsal çözümlemeleri yapılmış, fikirler karakterler üzerinden savaştırılmış. Dostoyevski'yi, Dostoyevski yapan da bu.
Karakterlerin fazlalığı, isimlerin uzunluğu, bi karakter için birden fazla isim kullanılması kitabı okumayı güçleştirmiyor değil, epey bi dikkat istiyor ama kitabın diğer yarısı olaya yönelik çözümlemeler su gibi akıp gidiyor. Kitabı yarısına kadar okuyabilen birinin yarısından sonra yarıda bırakacağını kesinlikle düşünmüyorum.
Spoiler vermeden olaya gelecek olursak,
bir cinayet ve bütün toplumun işaret ettiği bir sanık etrafında şekilleniyor. Kitabın ilk yarısı boyunca cinayet işlenecek mi islenmeyecek mi sorusu kurcalıyor okuru, oysa tüm okur içten içe cinayetin işleneceğini biliyor ve -istiyor da. Okuyan herkes istemiştir bu cinayetin işlenmesini. Okurun, değer algılarını yıkan olay tam da buradan başlıyor. Cinayetin işlenmesini herkesin isteyip tüm delillerin gösterdiği kişiyi kötü diye hedef göstermek, insan kişiliğinin karanlık yanı değil de nedir? Freud'un bilinçdışı diye tabir ettiği durum. Gerçekten soruyorum, zevk düşkünü, kendi çocuklarına baba olamayan, çocuğuyla rekabet eden Fyodor Pavloviç Karamazov'un ölmesini hepimiz istemedik mi?
Karanlık yanımızda bir şeyleri isteyip ahlak çığırtkanlığı yapmamız peki? Psikanaliz de bu duruma açıklık getiriyor.
Psikanalitik açıdan yorumlamak için;
Yapısal Kuram(id, ego, superego)
Oidipus Kompleksi
Thanotos( ölüm)- Eros( yaşama) iç güdüsü
Bastırılmış Öfke ve
Superego'nun yarattığı suçluluk duygularını bilmek gerekir.
*
Freud,
insan kişiliğini yapısal kuramda id, ego ve süperego diye ayırır.
-İd, insanın arzularının, kıskançlıkları, bastırılmıs duygularının olduğu, insanın en ilkel yanını taşıdığı, dürtüselliğin kaynağı olup tamamen haz almaya yönelik çalıştığı bilinçdışı yanıdır.
Yani zevk düşkünü, sürekli öfkeli davranan, savruk, kontrol edilemez davranışlarıyla ön plana çıkan Dimitri'yi temsil ediyor.
-Süperego, ahlak, vicdan ve içselleştirilmiş değerlerin olduğu, diğer insanların gözünde olumlu kişilik cizmemizi isteyen, olumsuz davranışa karşı suçluluk duygusunu oluşturan yandır.
Süperego kitapta dini degerleriyle, toplumdaki ahlaklılıgıyla herkeste olumlu profil çizen Alyoşa yani Aleksey karakteri üzerinden anlatılır.
-Ego, haz ilkesi ile çalışan id ve ahlak/değerlere yönelik çalışan süperego arasında köprü, denge görevi gören, gerçeklik ilkesiyle çalışan, insan kişiliğinin mantıklı akıllı yanıdır. Kitapta İvan üzerinden anlatılır.
*
Oidipus Kompleksi, mitolojideki Oidipus olayından gelir.
Oidipus, anne ile bütünleşmek isteyip baba ile rekabet etme durumu olarak açıklanır psikanalizde. Psikanalizin henüz doğmadığı 19. yy'da 3 kardeşin baba nefreti ile anlatılır. Özellikle Dimitri'nin Gruşenka için babasıyla rekabet etmesi ve babasını öldürmek istemesiyle... Anneleri ölen kardeşlerin, babalık görevini yerine getirmeyen çocuklarıyla bağ kurmayan zevk düşkünü Fyodor Pavloviç'in ölmesini istemesi de oidipus üzerinden açıklanabilir ancak.
*
Thanatos (Ölüm) İçgüdüsü- Eros(Yaşama) İçgüdüsü
Freud'a göre insan doğuştan iki temel içgüdüyle doğar, öldürme ve yaşatma.
-Ölüm içgüdüsü; insanda saldırganlığı, öfkeyi, yıkımı, zarar vermeyi temsil eder. Kendine bile. Okuyan bilir ki bu durum Mitya'nın saldırganlıkları, yıkıcı yanı, Gruşenka'ya gitmeden önce kafasında tasarladığı durum ve Smerdyakov'un sonu üzerinden anlatılır. Ölüm içgüdüsü en iyi Smerdyakov Karakteri üzerinden anlatılabilir kitapta.
-Yaşama İçgüdüsü; üreme, bağ kurma, sevgi ve sosyal işbirliğini temsil eder. Dimitri'nin, Grigori için duvardan atlayıp mendili ile kanı silmeye çalışması üzerinden anlatılabilir.
*
Bastırılmış Öfke'nin tezahürü
Freud, bastırılmış duyguların kaybolmayacağını, daha büyük bir şekilde davranışa yansıyacağını belirtir.
Bu ancak ve ancak uşak Smerdyakov üzerinden anlatılabilir. Smerdyakov bastırılmış öfkenin simgesiydi kitapta. Silik, aşağılık karakter gibi görünür ama İvan'ın dediği gibi oldukça akıllı bir karakter. Karamazovlarda en karanlık, gri olmayan tamamen siyah olan tek karakter Smerdyakov'du.
*
Süperego'nun yarattığı suçluluk duygusu
Olumsuz bir durum yaşanır, Süperego insanın bilinçdışı arzularının istediği yıkım için vicdan hesaplaşması yapar, suçluluk duygusunu hissettirir.
Cinayette herkes suçluluk hissetti, aslında kitapta her karakter her olayda suçluluk ve vicdan hesaplaşması duydu. Karakterler hep kendilerini küçümseme gayesi içindeydi. Smerdyakov dışında. Smerdyakov da zaten herkesten farklı olarak bir son hazırladı. Bunu hem ölüm içgüdüsüyle hem de süperego'nun oluşturduğu duyguyla açıklanabileceğini düşünüyorum. Cinayetten sonra Dimitri'nin sadece öldürme düşüncesinden dolayı bile suçluluk duyup cezalandırılmak istenmesi, İvan'ın humma nöbetleri, Ivan'ın şeytanla konuşması ve Alyoşa'nın dini bağlılığı. Temel olarak öne çıkan suçluluk duygusunun tezahürleriydi. Okur gibi tüm kardeşler Fyodor Pavloviç'in ölmesini istedi. Kardeşlerin, kendilerini cezalandırmak istemeleri de bu nedenleydi.
İlyuşa'nın köpeğe yaptığı şeyden dolayı hastalığa tutulması da süperegonun yarattığı suçluluk ve pişmanlıktandı.
Sonuç olarak, Dostoyevski karakterlerini ne siyah ne de beyaz tamamen gri olarak yansıtmayı başarıyla sunmuş. İnsanın her zaman karanlık yanının bulunabileceğini, bunun yanında ahlaklı beyaz yanının da olabileceğini. Tamamen iyi olmak veya tamamen kötü olmanın mümkün olmadığını okura geçirdiğini düşünüyorum. -Smerdyakov dışında, Smerdyakov tek başına Raskolnikov'a meydan okuyabilecek bir karakter- Özellikle bütün ahlaksal kanıların doğru olmadığı, değer algıların değişebileceğini avukat Fetükovic'in savunması ve ruhsal analizi üzerinden hepimize gösterdi. Daha yazmak istediğim, tartışmak istediğim bir çok konu olmasına rağmen burada noktalayıp Karamazov Kardeşler'in kesinlikle herkesçe okunması gerektiğini, özellikle psikanaliz veya hukuk alanında calisan kişilerde zorunlu olarak okutulması taraftarıyımm.