Gönderi

Manifesting 777
Puan vermedi·336 syf.··
2025 4. kitabı
“Aldım, kabul ettim, öyle de oldu”nun bilimi. Önce kitap hakkındaki yorumumu, sonra da bu konudaki kişisel yorumumu aktarayım. Kitap, “vay be aydım!” dedirtecek şekilde zihinsel enerjinin fiziksel gerçekliği nasıl yarattığının mekanizmasını tam anlamıyla anlatabilmiş değil. Hatta kafa karışıklığına bile sebebiyet verebilir. Yazar da böyle bi şeyin nasıl mümkün olduğunu tam anlayamamış bence. Duyduğu ve gördüğü her şeyi kitaba aktarmaya çalışmış. Fazlasıyla Joe Dispenza’nın gölgesinde kalmış ve bilimi de sıkça inançların inşaa ettiği bir yapı olarak ele almış. “Eğer bilim insanları orada bir şey olduğuna inanmasalardı, onu aramazlardı ve dolayısıyla da bulamazlardı” diyerek sunmuş. E = mc² zaten. Enerji ve kütle birbirine dönüşebilir, yeni keşfedilen bi şey yok. Kuantum fiziğinin babası Max Planck’in yorumu ile ise; “Madde diye bir şey yoktur. Tüm madde, yalnızca bir kuvvetin titreşimidir ve biz bu kuvvetin arkasında bilinçli ve zekice bir aklın var olduğunu kabul etmek zorundayız. Bu akıl her şeyin kaynağıdır.” — (1944, Leipzig, The Nature of Matter) -Umarsız eleştirilerime ek olarak; hem söz konusu kitap hem de kişisel tecrübelerim ile son zamanlarda dikkatimi sübjektif-objektif ayrımının önemine odakladım. Öznel deneyimlerimiz, kişisel gerçekliğimizi oluşturuyor. Dünyada 8 milyar farklı gerçeklik var diyebiliriz yani. Zannımca bu gerçekliğimizi oluşturan en güçlü zihinsel yapılarımız ise inançlarımız. İnançlarımız, aslında güçlü bi duygu yaşarken zihnimizin o anda ürettiği bir düşüncenin daha sonra yaşadığımız deneyimlerle tasdiklenmiş ve taşlaşmış halleri diyebiliriz. Kişisel inançlarımız, taşlaşmış düşüncelerimiz yani. Düşünceler aslında doğru ya da yanlış değilken, deneyimlerle desteklendiğinde ve bizlere hizmet ettiklerinde artık bir içsel gerçeklik oluşturuyorlar. Dışsal gerçeklik de bu içsel gerçekliğimize uygun olarak şekilleniyor, tıpkı demir tozuna şekil verenin çevresindeki manyetik alan olması gibi. Maddesel gerçekliğe, içsel alan şekil veriyor. Tezahür, yoğun bir duygu ile bir düşüncenin hayalini deneyimleyerek içsel bir gerçeklik oluşturmakla ilgili. Sonrası? Sonrası dış dünyanın da buna uyumlanması. Fakat bu içsel gerçekliğin dışsal gerçeklikte görünmesinin etkinliği ya da hızı konusunda tezahürün mekanizmasını anlamaya çalışacak olursak da o noktada en önemli şey kendini bilmek. Gerçeği değil, hakikati anlamaya çalışmak. Neden? Onu da siz düşünün.
Hayata Dair
Zihinden MaddeyeDawson Church · Destek Yayınları · 202033 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.