20. yüzyıla adını yazdıran iki distopya kitabından birisi (diğeri de 1984).
kitapta mutlu ve istikrarlı olmayı hedef alan bir toplumu okuyoruz. istikrar o kadar önemli ki sırf bu yüzden şartlandırılarak kuluçka merkezlerinde yapay kimyasallar eşliğinde yaratılıyor insanlar. insanlara, yaşantılarından keyif alsın diye uykularında bile onlarca kere aynı cümleler dinletiliyor ve bu hipnopedya denen bir eğitim olarak görülüyor. sonsuz tüketime teşvik edilmek için eskiyen şeyleri onarmak ayıp görülüyor ve her şeyin yeniden alınması gerekiyor. sırf ücretsiz olduğu için bile doğayı sevmemek üzerine şartlandırılıyor insanlar. çok katı bir kast sistemi var. herkes kendi sınıfına ait renkleri giyiyor, şartlandığı sınıfa ait işleri yapıyor ve yaparken mutlu olmaya zorlanarak yetiştiriliyor. "mutsuz olma hakkı" diye bir şey asla yok. en ufak bir sıkıntıda bile devletin teşvik ettiği uyuşturucu ilaçlar kullanılıyor. tek eşlilik, doğal birliktelik sonucu dünyaya doğarak gelmek vb günümüzde normal kabul edilen her şeye ayıp gözü ile bakılıyor. zaten çok az kadın doğurgan olarak yaratılıyor kuluçka merkezlerinde. o da sadece yumurtalıkları kullanılsın diye... günümüz Türkiye normlarına aykırı bir sürü doğrular kabul edilmiş durumda. insanlar çocukluğundan itibaren 'herkes herkes içindir' düşüncesi ile büyütülüyor. kısacası mükemmel bir distopya ortamı hakim. tüm bu şartlandırmaların içinde bir şeylere karşı çıkmak imkansıza yakın olmakla beraber herkes tarafından ahlaksız gözüyle de bakılıyor.
beni çok etkileyen kısımları oldu. özellikle istikrar için sonsuz bir mutluluğu kabul etmek; bu mutluluk uğruna bilimden, kitap okumaktan, duygusal bağlanmadan, ölümün acı vericiliğinden dahi mahrum kalmak ve uyuşturucu ile her şeyi geçiştirmek kısmı düşüncede çok korkunç. "mutsuz olmak bile güzel bir lüksmüş" dedim okurken.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,2bin okunma