Gönderi

Yok sayılmak...
9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 33. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Temmuz 2025 11:22
Bir insan, onu hayatından tamamen silmiş annesinin kapısında ne kadar bekleyebilir? Bir saat? Bir gün? Bir ömür?… Vigdis Hjorth’un Annem Öldü mü romanı, işte bu yakıcı sorunun tam ortasına, Johanna’nın arabasının şoför koltuğuna oturtuyor bizi. Ve inanın bana, o bekleyiş hiç de rahat değil. Kitabı bitirdiğimde anladım ki bu roman, olaylarla değil, olmayanlarla ilgili. Ortada bir kavga, bir yüzleşme yok. Sadece devasa, buz gibi, kurşun geçirmez bir sessizlik var. Johanna, yıllar sonra ülkesine dönmüş başarılı bir ressam. Tek istediği, annesiyle yeniden bağ kurmak. Ama annenin kapısı bir duvar, telefonu ise bir mezar taşı. İşte bu noktada roman, sıradan bir aile dramı olmaktan çıkıp tekinsiz bir psikolojik gerilime dönüşüyor. Biz okur olarak Johanna’nın saplantılı zihnine hapsoluyoruz. Onunla birlikte annesinin evini gözetliyor, yanan ışıklardan bir anlam çıkarmaya çalışıyor, attığı çöpleri karıştırarak bir yaşam belirtisi arıyoruz. Bu eylemlerin ne kadar "yanlış" olduğunu bilsek de Johanna'yı yargılayamıyoruz. Çünkü onun bu çaresiz takibi, aslında bir çocuğun annesinden onay dilenmesinin yetişkinliğe taşınmış, acınası bir yansıması. Annenin sessizliği boşluk değil, bir duvar. Pasif bir durum değil, Johanna’nın tüm benliğini ezen aktif bir şiddet eylemi. Hjorth’un dehası da burada yatıyor; bize kolay cevaplar vermiyor. Annenin bu zalim sessizliğinin nedenini bir sis perdesinin arkasında bırakıyor. Johanna'nın sanatı mı onu bu kadar öfkelendirdi? Yoksa bu, çocukluktan gelen ve hiç dillendirilmemiş daha derin bir reddedilişin son perdesi mi? Bu belirsizlik, biz okurun zihnini bir mengene gibi sıkıştırıyor. Romanın adı, bir telefon konuşmasından çok daha fazlası; bir ruhun çığlığı. "Annem öldü mü?" sorusu, aslında "Annemin içindeki ben öldüm mü?" ya da "Beni seven o kadın hiç var oldu mu?" demek. Bu kitap, bir anne-kız hikayesinden öte, ‘görülme’ ve ‘kabul edilme’ arzusunun insanı nasıl hem var hem de yok edebileceğinin sarsıcı bir kanıtı. Johanna’nın bekleyişi, içimizdeki o en temel, en çocuksu ve en kırılgan yanımıza dokunuyor. Ve o kapı, roman bittikten sonra bile zihnimizde kapalı kalmaya devam ediyor.
Duygular
Annem Öldü müVigdis Hjorth · Siren Yayınları · 20251,790 okunma
··
1 +1'leme
·
4.080 Gösterim
4 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Emeğinize sağlık tekrar o güzel satırları hatırladım 🙏🏻
Betül
Gönderi Sahibi
OkuryazaR Teşekkür ederim 🙏 Ne mutlu bana ki o unutulmaz satırları size yeniden hatırlatabildim…
Efsane bir yorum , kitabı okuma isteğini alevlendiren…tebrikler Devasa ,buz gibi , kurşun geçirmez bir sessizlik : Ne güçlü bir ifade…
Betül
Gönderi Sahibi
Hasan Sabah teşekkür ederim 🙏🏻 kitap o kadar güçlü ki o hissi başka kelimelerle anlatmak imkansızdı…
Kitabı yeni bitirdim. Kitap bu kadar güzel anlatılırdı. Teşekkür ederiz🤍
Betül
Gönderi Sahibi
Hatice Çelebi Maçın O sarsıcı deneyimi yaşayan birine bu hisleri aktarabildiğime çok sevindim, asıl ben teşekkür ederim 🙏
Çok güzel bir inceleme olmuş 🙏
Betül
Gönderi Sahibi
Merve KARLITEPE ÇETİNKAYA Kitabın o güçlü duygusunu yansıtabildiğime ne mutlu, değerli yorumunuz için çok teşekkürler. ☺️